HABER KIBRIS

Bu utancı saklayarak…

ads
02/02/2018


ads

Başaran Düzgün


Sohbetleri dinliyorum, Facebook’a bakıyorum, Twitter’da geziniyorum birkaç duyarlı aydının dışında konuyla ilgili kahredici sessizlik bir ok gibi saplanıyor vicdanıma.

Hadi geliniz olayı tersten okuyalım;

Mağusa’nın tanınmış bir ailesinin çocuğuydu. DAÜ’ye devam ediyordu. Dersleri de fena değildi. Çevresi tarafından sevilip sayılırdı. Ailesi her ailede olduğu gibi, mezun olsun mürüvvetini görelim planları yapıyordu.

İyi bir eş ve iyi bir işi hakkediyordu kuşkusuz. Her Kıbrıslının hak ettiği gibi.

Ufak tefek kusurları vardı ama zamane gençliğinin hangisinde yoktu ki.

Uyuşturucu kullanması veya çok fazla alkol tüketmesi elbette geçici sorunlardı. Evlenince düzelirdi. Arada bir uyuşturucu satmışsa da arkadaşlarına yardım olsun diye yapmıştır.

Uyuşturucunun parasını ödememişse de sorun yok, elbette ödeyecektir.

Bunun için başı taşla ezilerek, sopayla hunharca dövülerek öldürülmeyi hak etmedi.

Alçak zenciler, çocuklarımızı öldürüyorlar, okumak adı altında bu ülkeye geliyorlar her türlü pisliği yapıyorlar, gül gibi çocuklarımızı katlediyorlar.

Kahrolsunlar.

Yürüyelim arkadaşlar. Mahkemenin kapısına dayanalım, hakimlere ve savcılara hadlerini bildirelim ki en ağır cezayı versinler. Veremezlerse bize teslim etsinler, biz ne yapacağımızı çok iyi biliriz.

Lefkoşa’ya gidelim, meclisi, hükümeti zorlayalım, bu işin peşini bırakmayalım. Pis zenciler bu ülkeden def olup gidinceye kadar eylemlerimize devam edelim…

Eğer, saatlerce dövülerek, kafası taşla ezilerek, yarı çıplak bir vaziyette gölette atılan Mağusa’nın tanınmış ailelerinin bir çocuğu olsaydı yukarıda özetle sıraladığım olaylar bir bir gerçekleşirdi.

Fakat tam tersi oldu.

Aralarında 16 yaşında, 17 yaşında Kıbrıslıların da olduğu bir şebeke muhtemelen “uyuşturucu” konusunu bahane ederek bu ülkede misafir olarak bulunan bir zenciyi saatlerce dövdüler, etkisiz hale getirdiler, gölette götürüp başını taş ile ezdiler, beynini dağıttılar ve sonra da orada bırakıp gittiler.

Eğer bir vatandaş rastgele tanık olmasaydı muhtemelen polis kayıtlarına da “faili meçhul ölüm” olarak geçecekti ve konu kapatılıp gidecekti.

Çoğunluğumuz da “duydun bir zenci daha öldü, ee yok artık bunlar bu memlekette fazla oldular, yetkililer tedbir almalıdır” diyerek günlük yaşantımıza devam edecektik.

Sokakta gördüğümüz her zenciye ekşimiş surat ifademizle bakarak.

***

Lafı eveleyip gevelemeye gerek yok artık.

İtiraf etmeliyiz ki büyük çoğunluğumuz günlük yaşamda ırkçıyız.

Sadece zenciler değil bizden olmayan herkesi dışlıyoruz.

“Çok kültürlü ve hoşgörülülüğe sahip çıkılmalı” falan diyoruz ama aslında kendi kendimize bile yalan söylüyoruz. Kendi kendimizi aldatmaya çalışıyoruz.

Güvenli ortamlarda da “defolup gitsinler” nutukları atıyoruz.

Eğer öldürülen bir Kıbrıslı olsaydı şimdi memleketin altı üstüne getirilmişti.

Bir zenci öldürüldü.

Tabut içinde ailesine gönderilecek.

Gözyaşları içinde toprağa verilecek.

Biz, boynumuza asılan ağır “ırkçılık” yüküyle, hiçbirşey olmamış gibi hayatımıza devam edeceğiz.

Bu utancı saklayarak…

ads
Bu habere tepkiniz:
TAGS: başaran düzgün
MANŞETLER

HK Başaran Düzgün

© 2018 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems