2020 Bütçesinin Düşündürdükleri

ads
09/11/2019

ads

Birikim Özgür Birikim Özgür


Yapılan ilk açıklamalardan anlaşılan o ki yerel bütçe açığı sorununun çözümü zamana bırakılıyor, dış yardımlara ilişkin belirsizlik devam ediyor.

Bütçe oluşumu genelde teknik bir konu gibi algılansa da işin özünde toplumsal ihtiyaçlar ve toplumsal irade var.

Kıbrıs Türk halkının iradesine ilişkin aşağıdaki saptamaları yapmak mümkün:

1) Trafik ve yol güvenliği için gerekli yatırımların eksiksiz hayata geçirilmesi

2) Eğitim ve sağlık alanlarında nitelik sorunu aşılarak giderek bozulan özel finansman-kamu finansmanı dengesinin yeniden tesis edilmesi

3) Kendi kendini yönetme kapasitesinin artırılması ve Türkiye ile sağlıklı ilişkiler geliştirilmesi

Bu liste daha da uzatılabilir.

Ancak her gün feryat figan faş edilen şikâyetlerden siyasilerin çıkarması gereken birtakım sonuçlar var.

Siyasetçi yaptığı işin doğası gereği şu soruyu sorar:

Ne yapmalıyım ki bu şikâyetler ortadan kalksın?

Biraz daha teknik bir ifadeyle “sisteme ne gibi müdahalelerde bulunmalıyım ki bu şikâyetler ortadan kalksın?” şeklindeki sorunun yanıtı aslında bütçe tartışmalarında gizlidir.

KKTC’de hâkim siyaset anlayışı sisteme hiç müdahale etmeden sorunların çözümünü zamana bırakıyor.

Hatırlanacağı üzere 2019 bütçesi 850 milyonun üzerinde bir açıkla onaylanmıştı.

Dönemin Maliye Bakanı tüm ısrarlara rağmen bütçe açığıyla mücadele kapsamında ağızlı yüzlü bir yol haritası paylaşmaktan kaçınmıştı.

Hesabı aslında çok basitti:

1) Dış yardımlara ilişkin 2018 yılından kalan bir alacağımız var, 2) Merkez Bankası kâr payı var, 3) Devlet gelirleri her yıl beklenenin üzerinde artıyor ve 4) Döviz krizinin müsebbibi olan Türkiye açığımızı kapatmakla mükelleftir.

Tüm bu “hesapların” ortak yanı siyasi irade gerektirmemesiydi.

Dolayısı ile bütçe görüşmeleri dostlar alışverişte görsün diye yapılmış ve halkın “kendi irademize sahip çıkalım, Türkiye bizi yönetmesin” beklentisi karşılıksız bırakılmıştı.

Bunun sonucunda gündeme gelen hükümet değişikliğinin ardından herhangi bir acil eylem planının yürürlüğe sokulmadığını yaşayarak görmüş bulunuyoruz.

2019 yılı bitmek üzere ve aynı tas aynı hamam deyişi ile açıklanabilecek bir durumla karşı karşıyayız.

Yıl içerisinde bütçe açığını ortadan kaldırmak adına siyasi iradeyle sisteme herhangi bir müdahalede bulunulmadı.

Devletin yılı nasıl çıkaracağı konusunda kamuoyu ile net bir tablo paylaşılmadı.

Muhtemelen Merkez Bankası kâr payı yeniden hatırlanacak ve nakit yönetimi ve nakit açığı ile yıl tamamlanacak.

Daha üzücü olan ise hükümetin 2020 yılı için de benzer bir yaklaşımla süreci yönetme niyetinde olduğunun görülmesidir.

Tıpkı bir yıl önce olduğu gibi bu yıl da halka bütçe açığı (halkın beklentilerini karşılayacak şekilde harcama çeşitliliğini gündeme getirmek yerine birtakım harcamaları durdurarak katı giderleri karşılamakla yetinmek) vaat ediliyor.

Hükümet 2020’yi de krizlerle anılacak bir yıl olmaya mahkûm edecek gibi görünüyor.

Bunun yerine siyasi irade ile sisteme bazı müdahalelerde bulunacağını ve bu sayede bütçe açığı öngörülmeyen, kaynakların daha etkin ve verimli kullanılacağı bir yıl vaat edebilirdi.

Ancak ve ancak böylesi bir yaklaşım hükümeti gerçek bir hükümet, halkı gerçek bir halk, meclisi gerçek bir meclis, siyasi irademizi de gerçek bir siyasi iradeye dönüştürebilirdi.

Aynı tas aynı hamam durumu bütçedeki dış yardımlar konusunda da kendini hissettiriyor.

31 Ekim itibariyle dış yardımların uluslararası anlaşmalarla ete kemiğe büründürülmesi gerekiyordu.

Geçtiğimiz yıl hükümet bütçeye 1 milyar 270 milyonluk bir dış yardım kalemi koymuştu.

Yıl içinde gele gele 653 milyon geldi.

“Belki 97 milyon daha gelebilir” deniliyor.

2020 bütçesinde de 1 milyar 400 milyonluk bir dış yardım kalemi var ama ortada bir protokol yok.

İmzalanıp imzalanmayacağı, imzalanacaksa ne zaman imzalanacağı bilinmiyor.

UBP-HP hükümeti meclise doğmamış çocuğa don biçmeyi öneriyor.

Dolayısı ile Kıbrıs Türk halkının siyasi iradesi doğmamış çocuğa don biçmekten öteye bir anlam taşımamış oluyor.

Başbakan Tatar’ın yerinde olsam bir yıl önce bu konuda söylediklerimi hatırlayıp utanırdım.

Göreve geldiği günlerde Maliye Bakanı Olgun Amcaoğlu ısrarla “2020 yılı için Türkiye’den bütçe açığına destek talep edeceğiz” diyordu.

2020 bütçesini meclise sevk ettikten sonra yaptığı açıklamalarda Türkiye yetkilileri ile şifahen yaptıkları uzlaşı kapsamındaki dış yardım kalemleri arasında bütçe açığına destekten hiç söz etmiyor.

O’nun yerinde olsam bu çelişkinin nedenlerini topluma açıklamayı görev bilirdim.

Bu vahim çelişkiler siyasi irademizin doğmamış çocuğa don biçmekten öte anlamlar taşıması gerektiğini anlamamız bakımından oldukça önemli…

Neredeyse tüm siyasiler kendi ayakları üzerinde duran bir sistem ve güçlü ekonomi diyor.

Ancak hiçbiri bu ulvi hedef doğrultusunda sisteme ne gibi somut müdahalelerde bulunulması gerektiğini konuşmuyor.

2020 bütçesinden de anlaşılan o ki dostlar alışverişte görsün diye yürüttüğümüz siyasi varlık mücadelemiz doğmamış çocuğa don biçmekten öte bir sonuç üretemiyor.

Siyasi irademize müthiş anlamlar yüklüyoruz ama sahip olduğumuz sistemin hastalıklarına çare üretecek siyasi iradeyi sergilemekten de uzağız.

O halde gerçekçi olup bu anomaliyi nasıl ortadan kaldırabileceğimizi enine boyuna konuşmamızda yarar var.

09/11/2019 20:51
ad

Bu habere tepkiniz:
TAGS: birikim özgür
MANŞETLER

HK Birikim Özgür

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.