Çözüm İçin Vizyon ve Kararlılık Gerekiyor

ads
30/10/2019

ads

Birikim Özgür Birikim Özgür


Annan planı sonrasında yapılan tüm anketlerin ortak bir özelliği var.

Kıbrıslı Türklerin çok büyük bir çoğunluğu müzakerelerden umutsuz ve Kıbrıslı Rumların çözüm istediğini düşünmüyor.

Crans Montana sonrasında BM taraflara, “Bizi oyalamayın… Kendi aranızda bir tefekkür yapın (reflection period) ve yakınlaşırsanız tekrar bizi devreye sokun” demişti.

Bu tefekkür döneminde Kıbrıslı Rumlarla samimi bir biçimde çözümü engelleyen sıkıntıları konuşamadık.

Bunu yapmak yerine Kıbrıslı Rumlar kuzeyde toplum mühendisliğine soyundu.

Bilhassa garantörlük konusunda tutumumuzu gözden geçirmemizi sağlamak adına suni bir tartışma ortamı yaratıldı.

Hâlbuki Crans Montana’da Türkiye garanti sistemini konuşmaya hazır olduğunu yazılı olmasa da net olarak masada ifade etmişti.

Zaten Kıbrıslı Rumların masadan kalkma sebebi de “sözlü olarak ifade edileni Türkiye yazılı olarak da BM’ye sunsun” talebinden başka bir şey değildi.

Tefekkür döneminde karşılıklı güven inşasına hizmet edecek samimi istişareler yapılması beklenirken kaçak dövüş tercih edilince doğal olarak bir arpa boyu yol kat edilemedi.

Üstüne üstlük bir de enerji oyunu ile gerginlikten medet umuldu.

Gelinen aşamada bölgedeki enerji oyununun yol açtığı savaşların Kıbrıs’a sirayet etme olasılığı var.

Doğal gaz konusunda Türk tarafının önerisi aşırı değil hakkaniyetçi bir anlayışa dayanıyor.

Diğer yandan güneyde 2020 itibariyle elektrik faturalarında çok ciddi artışlar bekleniyor.

AEK karbon salınımı cezası için bütçesinde ilave 85,6 milyon Euro tutarında bir harcama kalemine yer verdi.

2020 yılında Güneyde 3,33 milyon ton karbon salınımı öngörülüyor.

AB’ye ödenecek ceza tutarı 25,75 Euro / ton üzerinden hesaplanıyor.

2018 yılında ödenen ceza toplamda 38,5 milyon Euro idi.

8 Euro / ton olan ceza bedeli önümüzdeki yıl 25,75 Euro / ton olacak.

Her yıl ödenen cezalar katlanıyor.

25 Kasım’da Berlin’de yapılacak görüşme aslında bu açıdan çok önemli.

Doğal gaz sürecinin ortak yönetilmesi ve Kıbrıs’ın Türkiye üzerinden kolayca Avrupa ile enterkonnekte olup iki tarafta da elektrik faturalarının düşürülmesi gibi insanların hayatını doğrudan etkileyebilecek yeni bir süreç başlatılabilir.

Bu adımlarla savaş ihtimali berhava edilip ülke ekonomisi açısından son derece pozitif bir ortam oluşturulabilir.

Ama gidişat bu yönde değil.

Çünkü Rum tarafı kuzeyde tıkanan siyasi sistemi ve Türkiye ile ilişkilerimizdeki gerginliği avantajlı bir pozisyon gibi algılıyor.

Barışa ve refaha dokunacak kadar yakınız ama bir o kadar da uzağız.

Karşımızda duran iki alternatif var:

1) Çözülmeye ve Türkiye ile gerginlik politikalarına devam ederek Kıbrıslı Rumları çözümden daha da uzaklaştırmak ve belki de barış diye diye savaşa sebebiyet vermek,

2) Çözüm konusundaki kararlılığımızla, toplumsal birliğimizle ve Türkiye ile birlikte hareket etme hassasiyetimizle düğümü tüm tarafların lehine olacak şekilde çözmek.

Öyle bir aşamadayız ki bu işin ortası yok gibi…

Bu denklemde en kritik nokta bana göre Türkiye ile ilişkilerdir.

Çünkü anketlere de yansıdığı üzere çözümden umudumuzu kesmiş durumdayız ve varoluşsal reflekslerimiz doğal olarak tek ilişkimiz olan ülke üzerinden şekilleniyor.

Kıbrıslı Türklerin son derece haklı bazı kaygıları var.

Türkiye ile ilişkilerimizin çerçevesini belirleyen ciddi hiçbir ekonomik ya da askeri işbirliği anlaşması yok.

Oluşan intiba ise Türkiye’nin siyasi varlığımıza saygı duymadığı şeklinde.

Hakikaten de büyük ülke olmanın yarattığı psikolojiyle Türkiye’de Kıbrıslı Türklere yukarıdan bakan bir siyasi kültür var.

Bilhassa çözümsüzlük koşullarında Kıbrıslı Türkler için yok olmakla özdeş bir durum bu.

Üstelik bu “tehdit” faşist Rum çetelerinden geldiğinde su borularından silah yapıp direnen Kıbrıslı Türkler, Türkiye’nin gücü karşısında eli-kolu bağlı hissediyor ve gerginlik politikalarını varoluşu için bir gereklilik gibi algılamaya başlıyor.

Cumhurbaşkanlığı makamının enerji alanında işbirliğini sağlama, çatışma ihtimalini ortadan kaldırma ve Kıbrıs sorununu çözme misyonu baki.

Bunun için Türkiye ile gerginlikleri boyun eğerek değil ama yanlışları karşılıklı konuşarak düzeltmemiz ve somut işbirliği anlaşmalarıyla ilişkimizi rayına oturmamız şart.

Bu diyalogu Türkiye ile kuramazsak Kıbrıslı Rumlarla hiç kuramayız.

Bu karmaşık tabloyu çözümleyip girişimci olabilecek vizyon sahibi bir Cumhurbaşkanı seçmemiz halinde önümüzdeki yıllarda ülkemizi barış ve işbirliği adasına dönüştürme şansımız olabilir.

Tüm umutsuzluğumuza rağmen…

30/10/2019 10:01
ad
Bu habere tepkiniz:
TAGS: birikim özgür, haber, kıbrıs, Çözüm İçin Vizyon ve Kararlılık Gerekiyor
MANŞETLER

HK Birikim Özgür

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.