ad

Vicdan Olması Gerekeni Fısıldar İnsanın Kulağına

ads
08/01/2019

ads

Birikim Özgür Birikim Özgür


Memleket meselelerini ele alırken ihtiyacımız olan üç şeydir akıl, kalp ve vicdan.

Üçünden biri eksik kaldığı vakit meseleler memleket meselesi olmaktan çıkıp başka bir şey olur.

Hatırlayalım:

Dünya Bankası geçtiğimiz Kasım ayında bizim için bir izleme raporu yayınlamıştı.

Başlığı da “Türk Lirasının Ani Değer Kaybıyla Baş Edilmesi” idi.

Evrensel değerlere ve evrensel bakış açısına kıymet veren kaç kişi bu raporu akıl, kalp ve vicdanla ele alıp tartıştı?

İthalata dayalı küçük ekonomilerde para biriminin değer kaybetmesi ciddi sorunlara yol açıyor.

Dünya Bankası’na göre ekonomimizin şu özellikleri ön plana çıkıyor:

1) Tüketim yüksek olduğu halde yatırım zayıftır.

2) İşgücüne katılım düşüktür.

3) Üretkenlik azdır.

4) Mevzuat zayıf olduğu için aşırı ısınma olasılığı yüksektir.

Uzun yıllardır daha sağlıklı bir ekonomiye dönüşme hedefini siyasal yaşamın merkezine koyamadığımız için para birimimizdeki değer kaybının olumsuz etkilerini derinleştiren de bizler olduk.

Biz değişmeksizin sadece kullandığımız para birimini değiştirsek de kader çizgimiz değişmeyecek, felaket senaryoları yine gelip bizi bulacaktır.

Hiçbir dış faktör bizim çalışmayı, üretmeyi ve ürettiği kadar tüketmeyi yüreklendirecek şekilde içyapımızı düzenlememizi engelleyemez.

Raporda son altı ayda olup bitenler açıklanıyor:

1) Hane halkını ve üreticileri etkileyen çift haneli enflasyon;

2) Tüketim ve üretimin yavaşlaması;

3) Kamu sektörü ve firmaların bilançolarında bozulma;

4) Bankacılık sisteminde kırılganlığın artması.

Ve bir eleştiri:

“İdareye bağlı çalışanlara genel ücret artışı yapılması ve yakıt sübvansiyonları uygulanması (her ikisi de yoksullardan çok zenginlere yaramıştır) gibi verimsiz politika tedbirleri işleri daha da kötüleştirmiş, bütçe üzerinde daha fazla baskı yaratmış, daha fazla mali konsolidasyon gerektirmiştir”.

Hükümetin güçlü bir irade sergilemesi gerektiği hatırlatılıyor ve kısa vadede şu uygulamalar öneriliyor:

1) Değer kaybının fiyatlar üzerindeki etkisini azaltmak için ithalat işlemlerinin sadeleştirilmesi ve mali yapıyı bozmayacak şekilde ağır vergi yüklerinin hafifletilmesi;

2) İhracat yapanların değer kaybından ve ticaret maliyetlerindeki düşüşten faydalanabilmeleri için formalitelerin kaldırılması ve tasfiye, sözleşme icra ve kredi tahsil işlemlerinde iyileştirme yapılması;

3) Türkiye’den gelen finansmanın azalması karşısında mali konsolidasyonla harcama verimliliği ve yurt içi gelir seferberliğinde iyileştirme sağlanması;

4) Bankacılık sistemindeki kırılganlıkların kontrol altına alınmasına yardımcı olmak amacıyla, borçlananların döviz pozisyonlarına uygun şekilde çözümler oluşturulması.

Krizin altıncı ayına girdiğimiz halde kısa vade için yapılan bu önerilerin pek azı tartışılabildi ve uygulamalara yansıtılabildi.

Özellikle maliye bacağında hiç kriz yaşanmamış gibi eski uygulamalara devam edildi.

Örneğin kamudaki ücretler enflasyonun üzerinde artırıldı.

Verimsiz sübvansiyonlarla ilgili düzenlemeler toplum gündemine taşınamadı.

Yaşadığımız kriz bize bir kez daha hatırlattı ki sürdürülebilir yüksek gelir yaratacak şekilde büyüme motorunu devreye sokmamız gerekiyor.

Dünya Bankası bunun için aşina olduğumuz bir öneride bulunuyor:

Yapısal reform gündeminden oluşan bir ekonomik vizyon ve orta vadeli stratejik planlama.

Biz henüz 2019-2021 dönemini kapsayacak üç yıllık orta vadeli programımızı dahi oluşturmuş değiliz.

Kamumuzun dış finansmana erişim imkânlarını da buna bağlı olarak ortadan kaldırmış bulunuyoruz.

Sanırım birilerinin gelip dış finansman olanağı sunmak üzere bize yalvarmasını bekleyen bir hâletiruhiye  içerisindeyiz.

Dünya Bankası raporunda “KKTC hükümeti” demek yerine “idare” tabirini kullanıyor.

Kıbrıs sorunundan kaynaklanan birtakım siyasi hassasiyetler terminolojiyi değiştirse de Dünya Bankası’nın bize sistem muamelesi yaparak öneriler sunduğu gerçeği değişmiyor.

Biz kendimize Dünya Bankası kadar bile bir sistem muamelesi yapmıyoruz.

Bunu sadece mevcut hükümetin yetersizliği ile açıklayamayız.

Çünkü yıllardır hiçbir hükümet sistemimizi güçlendirmek için ağızlı yüzlü bir program uygulamış değil.

Böylesi büyük bir kriz karşısında dahi akıl tutulması yaşıyoruz.

Kalplerimiz sanki de nasır bağlamış.

Vicdanlarımız ise hiç sızlamıyor.

Hâlbuki akıl olmadan hiçbir bilgi ifade edilemez;

Kalp yoksa olaylar ve olgular arasında bağ kurulamaz ve onlara anlam yüklenemez;

Vicdan olmadan ise doğru ile yanlış ayırt edilemez.

Bilimsellikten, yurt ve insan sevgisinden, ahlaki değerlerden uzak bir dünya kurduk kendimize.

Vicdan olması gerekeni fısıldar insanın kulağına.

Bu gidişat tamam değil…

08/01/2019 09:35
ad

Bu habere tepkiniz:
TAGS: Vicdan Olması, birikim, özgür, haber, kıbrıs, yazar, Gerekeni, Fısıldar, İnsanın, Kulağına
MANŞETLER

HK Birikim Özgür

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.