ad

Çözüm Yanlısı Bir Liderle Adım Adım Çözüme Doğru

ads
26/01/2019

ads

Birikim Özgür Birikim Özgür


“Var ama yok” denilebilecek bir sisteme sahip, uluslararası alanda “var ama yok” muamelesi gören bir halk konumundayız.

Bu karmaşayı ortadan kaldırmak için Kıbrıs sorununun çözülmesi şart.

Kıbrıs Türk halkı bu nedenle çözüm yanlısıdır.

Sayın Denktaş dönemi hariç müzakere süreçlerinde hep yapıcı tavır içerisinde olunmuştur.

“Çözüm ama nasıl bir çözüm?” sorusu doğal olarak akla ilk gelen sorudur.

Niyet gerçekten uzlaşmaksa bu sorunun cevabı aslında çok nettir:

“BM parametreleri ışığında karşılıklı kabul edilebilir bir çözüm”…

Uzun yıllardır yürütülen müzakerelerden sonuç alınamayınca Türk tarafı “kartları yeniden karalım” demeye başladı.

Karşılıklı kabul edilebilir çözümü önemseyen Kıbrıslı Türkler huzursuz oldu.

“Acaba karşılıklı kabul edilebilirlik ilkesi ikinci plana atılıp Türkiye’nin zoruyla yeni bir maceraya mı sürükleniyoruz?” sorgulaması başladı.

Dün Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu KKTC’ye yaptığı ziyarette böyle bir niyet olmadığının altını çizdi.

“BM parametrelerine karşı değiliz” dedi ve ekledi: “Bir çözüm şekli olarak federasyonu dışlamıyoruz”…

Sonuç alıcı müzakereler için yeni bir şeyler yapılması gerektiği konusunda herkes hemfikir.

Kıbrıslı Rumların mevcut zeminde çözümü iki şarta bağladığı biliniyor.

Birincisi garantilerin kaldırılması, ikincisi de Kıbrıslı Türklerle siyasi eşitlik temelinde bir ortaklığın mevcut durumda Kıbrıslı Rumlar tarafından idare edilen devleti kilitlemeyecek şekilde formüle edilmesidir.

Annan Planına “evet” diyen Anastasiadis’in çözüm için yürüttüğü çalışmalar sırasında ifade ettiği bu iki husus ciddiyetle değerlendirilmelidir.

Önümüzdeki süreçte uzlaşmak istediğimiz Kıbrıslı Rumların hassasiyetlerine de saygı duyarak “karşılıklı kabul edilebilir çözüm” ilkesi ışığında birlikte bu cendereden çıkmak mecburiyetindeyiz.

Verili koşullarda dogmatik tavırlarla 50 yıllık ezberlerimizi ileri sürerek çözüme ulaşamayacağımızı peşinen kabul etmemiz gerekiyor.

“Bütünlüklü çözüm” bu ezberlerin başında geliyor.

“Federasyondan başka bir şeyi konuşmak çözüm karşıtlığıdır” demek ve federasyonu tabulaştırmak yerine “karşılıklı kabul edilebilir çözüm” hassasiyeti çerçevesinde süreçlere müdahil olmak bana göre en doğrusudur.

Kim bilir bu sayede düğümü çözmek çok daha kolay olacaktır.

Bu nedenle Kıbrıslı Rumların ne istediği ve ne önereceği son derece kritiktir.

Kıbrıslı Rumlar çözümsüzlüğün devamını mı yoksa kendi hassasiyetlerini dışlamayacak bir sürecin kurgulanmasını mı tercih ediyor?

Kendi yolumuzu çizebilmek için bunu bilmek hakkımızdır ve öncelikle bunun için iki tarafın bir araya gelip yeni müzakere sürecinin çatısını birlikte kurması gerekmektedir.

Kıbrıslı Rumlar bugüne kadar adanın bütününe hâkim olmak ve garantileri ortadan kaldırmak için müzakereleri zamana oynama aracına dönüştürdüler.

Bunun BM de farkında ve bu oyuna artık bir son verilmesi aşamasına gelindi.

Kıbrıslı Rumların, “bir gün Türkiye zayıf düşecek ve biz zafere ulaşacağız” prensibi ile diplomasi yürüterek bugüne kadar hiçbir kazanım elde edemediklerini kendi kendine itiraf etmesi gerekiyor.

Kim bilir bugün de “Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan sonrası Türkiye’de tufandır” diyerek sabırla o günü bekleme oyunu dahi oynuyor olabilirler.

Benim arzum karşılıklı suçlama ve güvensizliği derinleştirme yerine “adım adım çözüm” yaklaşımının her iki tarafça kabul görmesidir.

Nihai hedefin karşılıklı imzalarla kayıt altına alınacağı;

BM parametrelerinin sulandırılmayacağı;

Adanın bölünmez bütünlüğünün ve siyasi eşitliğin bir kez daha taraflarca kabul edileceği;

AB çatısı altında buluşmamıza ve birlikte çalışmamıza imkân tanıyacak;

İki toplumun işbirliği yaparak çok daha hızlı biçimde kalkınabileceklerini görmelerine hizmet edecek;

Belirli bir sürenin ardından iki tarafın onayı ve Türkiye’nin de rızasıyla Kıbrıs adasının birleşeceği;

Bir süreç tasarlanması gerekiyor.

“Kıbrıslı Türklerin statüsünün yükseltilmesi” ilk anda Kıbrıslı Rumların hoşuna gitmeyebilir.

Ancak kusura bakmasınlar ama muhatapları Türkiye değil Kıbrıslı Türklerdir ve bugüne kadar başımıza ne geldiyse Kıbrıslı Rumların bizi küçümseyerek hep sorunun odağına Türkiye ile ilişkilerini koymalarından geldi.

Tam da bundan ötürü bir Kıbrıslı Türk olarak yeni bir anlaşmayla BM parametrelerine bağlılığın bir kez daha kayıt altına alınmasını çok önemsiyorum.

Kıbrıslı Rumların siyasi eşitliğe dayalı ortaklık için zamana ihtiyacı olduğu anlaşılıyor.

Türk tarafının da garantilerin tamamen kalkması için işbirliği zemininin somutlaşmasına ve adada Türk-Yunan dengesinin bozulmayacağı koşulların oluşmasına ihtiyacı olduğu muhakkak.

Tüm bu veriler önümüzdeki dönemde bir anlaşma ile adım adım çözümün ete kemiğe büründürülmesi gerektiğini işaret ediyor.

Burası önemli:

AB çatısı altında buluşup ortaklık zeminini birlikte örmek ve doğal gaz konusu başta olmak üzere lanete dönüşebilecek meseleleri fırsata dönüştürmek ancak ve ancak adanın bütünlüğüne ve barışa inanan liderlerin ulaşabileceği bir hedeftir.

“Madem Kıbrıslı Rumlar çözüm istemiyor biz de kafamıza göre takılalım, BM parametrelerini hiçe sayarak eski pilavdan yayla çorbası yapmayı önerelim” anlayışına sahip bir Cumhurbaşkanı ile bir çuval inciri berbat edeceğimiz bilinmelidir.

Kıbrıslı Türklerin sosyal ve ekonomik kalkınmasını ana vizyon olarak benimseyen, “KKTC statükosunu” reddeden, sıkıntılarımızı aşma konusunda Türkiye’yi çözüm ortağımız olarak benimseyen bir liderlik anlayışı ise eksikliğini hissettiğimiz en temel siyasi duruştur.

Zaten bu temel siyasi duruş varsa bir çuval inciri berbat etmemenin değeri çok daha kolay anlaşılabilecektir.

2020’ye giderken bu iki tespiti akılda tutmakta büyük yarar olduğu kanısındayım.

26/01/2019 14:55
ad

Bu habere tepkiniz:
TAGS: Birikim Özgür, haber, kıbrıs, Çözüm Yanlısı Bir Liderle Adım Adım Çözüme Doğru
MANŞETLER

HK Birikim Özgür

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.