ad

Türkiye’nin yeni KKTC politikasını bilen var mı?

Reformlara odaklanmamız ve geleceği reformlar üzerinden planlamamız şart!

ads
13/09/2019

Bizim üretmeye ve ürettiği kadar tüketen bir topluma dönüşmeye ihtiyacımız var.

ads

Birikim Özgür Birikim Özgür


Bizimki gibi gelişmekte olan ülkelerde dış yardımlar siyasetin seyrini etkiler.

Dış yardımlar amacına uygun kullanılırsa ülke ekonomisi güçlenir, kamu sektörünün niteliği artar, dışa bağımlılık azalır.

2004 sonrasında Türkiye ile belirlenen ortak politika KKTC’nin kendi ayakları üzerinde durmasıydı.

Kıbrıs sorunu Türk tarafına rağmen çözülememişti ve buzdolabına kaldırılmıştı.

2009 yılına kadar Türkiye iyi niyetle bu ortak politikayı destekledi.

Ne var ki KKTC’de “nasıl olsa Türkiye açıklarımızı kapatır” siyaseti yerini kamu sektörünün niteliğini artırarak dışa bağımlılığı azaltma siyasetine bırakamadı.

Bu 5 yıllık sürede yerel bütçe açığımıza katkı talebimiz azalmadı bilakis her yıl artarak 2009 yılında 622 milyona ulaştı.

Kaçınılmaz olarak kemer sıkma politikaları devreye girdi.

2011 yılında eşel-mobil durduruldu, kamuda yeni işe girenler için barem tablosu değiştirildi, mali disiplin politikası siyasetin merkezine oturdu.

Türkiye sabırla bizim bu politikayı sürdürmemizi ve kamumuzun niteliğini artırmak için gerekli reformları hayata geçirmemizi bekledi.

2016 yılına kadar mali disiplin sıfır hatayla uygulandı.

Ancak bu süreçte hiç olmaması gereken bir şey oldu ve eski siyaset yeni siyaseti yendi.

Siyasete sonradan müdahil olanların büyük bir çoğunluğu da maalesef oyunun kurallarını değiştiremedi, onlar da çareyi popülizmde buldu.

Bu aynı zamanda sonun da başlangıcıydı!

2016 yılı itibariyle mali disiplin politikaları yerini tamamen popülizme bıraktı.

Üstüne üstlük 2019 yılında geriye dönüp baktığımızda geçen 10 yıllık süre zarfında tek bir ağızlı yüzlü reforma imza atamadığımız da açık seçik ortadaydı.

Ve...

Son 10 yılda KKTC’nin kendi ayakları üzerinde durabileceği koşullara hizmet etmek için bazen tatlı bazen de sert şekilde treni rayında tutmaya çalışan Türkiye “bu işte bir yanlışlık var” noktasına geldi!

Çünkü…

2018 yılında yaşanan kur krizi sonrasında KKTC hiçbir tedbir almamakta ısrarcı oldu;

2019 bütçesi 850 milyon açıkla onaylandı;

“Nasıl olsa açığımızı Türkiye kapatır” anlayışının son 10 yıldaki tüm uğraşlara rağmen kale gibi sağlam durduğu anlaşıldı…

Bu aşamada Türkiye artık dış yardımlara ilişkin başka bir politikaya yöneldi.

Örneğin 10 yıldır “teşvik sisteminin gözden geçirilmesi” protokollere yazıldığı halde bir arpa boyu yol kat edilebilmiş değil.

Şimdi Türkiye, “şu alandaki teşvikleri vermekten vazgeçtim” demeye başladı.

KKTC’de çok ama çok ciddi bir türbülans yaşanacağı aşikar.

Herkes “acaba Türkiye’nin yeni KKTC politikası ne?” sorusuna yanıt arıyor.

Bu sorunun cevabını kimse tam olarak veremiyor.

Ancak meseleye eski gözlüklerle bakanların siyasete yön verdiği koşullarda konunun bütçe açığına bağlı zorluklara indirgendiğini; reformların hala bir türlü siyasetin ana gündem maddesine dönüşemediğini gözlemlemek mümkün.

Bu sorunlu yaklaşım nedeniyle “krizden çıkış” programlanamıyor.

Bunun yerine “ne yapalım da devlet olarak ülkedeki kumar faaliyetlerinden daha fazla para kazanalım?” arayışları ağır basıyor.

Bu durum son derece sakıncalı...

Dış yardımlar üretmeden kazanılacak yeni kaynaklarla ikame edildiği zaman Kıbrıs Türk halkı daha güçlü bir ekonomiye, daha nitelikli bir kamu sektörüne ve bağımlılığın azaldığı koşullara kavuşmayacak!

Reformlara odaklanmamız ve geleceği reformlar üzerinden planlamamız şart!

Türkiye’nin niyetinin de bu olduğunu temenni ediyorum.

Ancak şeffaflıktan uzak ve bilinçli olup olmadığı tartışma kaldıran yeni uygulamalardan son derece rahatsızlık duyduğumu belirtmek zorundayım.

Ülkemizde üretime dayalı bir ekonomi, reformlar eliyle kamudaki nitelik sorunlarının aşılmasını ve ne bir dış ülkeye ne de sanal bet faaliyetlerine bağımlı kalacak güçlü bir kamu maliyesi istemeliyiz.

Gerek cinsiyetçi içeriği gerekse de davulcularla zurnacıları aşağılayan mesajı nedeniyle nefret ettiğim ancak durumumuzu hızlıca açıklayabilmek için kullanmak zorunda kalacağım bir tabir var:

“Kızı gönlüne bırakırsan ya davulcuya varır ya zurnacıya”…

Türkiye’nin yeni KKTC politikası bizi ne yaptığını bilmeyen siyasetçilerin önderliğinde yeni bir “kolay para” tuzağına düşme riski ile karşı karşıya bırakabilir.

Kolay para lanettir.

Bizim üretmeye ve ürettiği kadar tüketen bir topluma dönüşmeye ihtiyacımız var.

Bunun ise tek bir yolu var o da 10 yıldır ertelediğimiz / kaçındığımız reformlarımıza dört elle sarılmamızdır.

13/09/2019 18:04
ad

Bu habere tepkiniz:
TAGS: birikim özgür
MANŞETLER

HK Birikim Özgür

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.