Keyifler yerinde ama durum hiç de iç açıcı değil

ads
11/01/2020

ads

Birikim Özgür Birikim Özgür


Başbakan Tatar dün Dolmabahçe Sarayı’nda T.C. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile baş başa görüştü.

Yurda dönüşünde “verimli bir gün geçirdik” dedi.

Görüşme sonrasında BRT’ye yaptığı açıklamada ise “Sayın Cumhurbaşkanı 2019 Yılı’na ait altyapı ve reel sektör yatırımlarına yönelik 170 Milyon TL’lik kaynağın ödenmesi için talimat vermiştir” şeklinde konuştu.

Öncelikle bu 170 milyon TL’nin ne olduğunu çözümleyelim:

20 Temmuz 2019 tarihinde imzalanan protokole göre 750 milyon TL’lik hibelerin dağılımı 1) Savunma Ödenekleri 546,5 milyon TL, 2) Altyapı Projeleri 156 milyon TL ve 3) Reel Sektör 47,5 milyon TL şeklinde idi.

2019 yılı içerisinde savunma için 512 milyon TL, altyapı için 94 milyon TL, reel sektör içinse 47,5 milyon TL (toplamda 653,5 milyon TL) serbest bırakılmış fakat bu kaynağın 521,1 milyon TL’si kullandırılmıştı.

Başbakan, serbest bırakılan fakat T.C. Lefkoşa Büyükelçiliği Ziraat Bankası hesabında tutularak kullandırılmayan 132,4 milyon TL ile 750 milyon TL’den arda kalan 96,5 milyon TL’lik serbest bırakılmamış hibelerin akıbetini netleştirmek için T.C. Cumhurbaşkanı ile görüştü.

Akıbeti belirsiz kaynak miktarı 228,6 milyon TL idi.

Büyük ihtimalle 62 milyon TL olarak öngörülen Ankara kaynaklı altyapı proje hibeleri doğrudan Ankara tarafından harcanacağı için istişare konusu değildi.

Nitekim Başbakan Tatar’ın sözünü ettiği 170 milyon TL, yuvarlak hesap, 228,9 milyon TL ile 62 milyon TL arasındaki farka (167 milyon TL) tekabül ediyor.

Buna bir de KKTC’ye gönderilen fakat KKTC hükümeti tarafından değil T.C. Lefkoşa Büyükelçiliği Kalkınma ve Ekonomik İşbirliği Ofisi tarafından harcanacak 14 milyon TL’lik Ankara kaynaklı reel sektör projeleri dahil edilirse, aslında KKTC tarafından harcanacak miktarın 170 milyon TL değil 153 milyon TL olacağı iddia edilebilir.

Miktar üzerinden polemik yaratmanın toplumsal fayda doğuracağını düşünmüyorum.

Esas konuşulması gereken konu başka:

Miktarı her ne olursa olsun bu kaynak öyle bir randevuyla hemen kasamıza düşecek bir kaynak değil.

Şöyle ki;

Örneğin Lefkoşa kaynaklı altyapı projelerinin finansmanı için ayrılan 94 milyon TL zaten 2019 yılında serbest bırakılmıştı.

Bu ziyaretin ardından Ankara KKTC’ye altyapı yatırımları için ilave herhangi bir kaynak göndermeyecek.

Reel sektör için de aynı durum geçerli.

Reel sektör için daha önce serbest bırakılan 47,5 milyon TL’ye ilave herhangi bir kaynak gönderilmeyecek.

Ankara, sadece savunma için ilave 34,5 milyon TL daha serbest bırakacak.

Bir başka anlatımla, bu ziyaretle cari bütçemize girecek kaynak miktarı 34,5 milyon TL ile sınırlıdır.

Kuşkusuz bu ziyaretin etkilerini hazinemize girecek kaynakla sınırlı düşünmemek gerekiyor.

KKTC hazinesine girmeyecek olsa da Ankara kaynaklı altyapı projeleri için ayrılan 62 milyon TL’lik harcamanın gerçekleşme ihtimali artmış durumda.

Bu konuda et de bıçak da Ankara’nın elinde.

Eğer örneğin ulaştırma sektöründe hak ediş aşamasına gelen herhangi bir proje varsa bu projelerin yüklenici firmalarına 15 milyon TL’ye kadar ödeme gerçekleştirilebilecek.

80 milyon TL’lere varan hak edişlerin konuşulduğu ve ödemeler gerçekleşmediği için yarım kalmış olan büyük yol projelerinin bu sınırlı ödeme ile tekrardan başlayıp başlamayacağını bilemiyoruz.

Dünkü ziyaretin ardından savunma güvenlik sektöründe Yeni Cezaevi Yapımı Projesi kapsamında 20 milyon TL’ye kadar, Kent Güvenlik Yönetim Sistemi Projesi kapsamında ise 15 milyon TL’ye kadar Ankara tarafından ödeme yapılabilecek.

Muhtemelen bu sayede Cezaevi projesi tamamlanabilecek, devam etmekte olan MOBESE kurulumları sorunsuz bir şekilde ödenebilecek.

Bu kalemde geriye kalan 12 milyon TL ise hak ediş aşamasına gelinmişse 6 milyon TL’ye kadar KKTC’de Nirengi Ağı Oluşturulması Projesi kapsamında, 5 milyon TL’ye kadar E-Devlet Projesi kapsamında, 1 milyon TL’ye kadar ise Müşavirlik Hizmetleri Projesi kapsamında değerlendirilebilecek.

Gelelim hali hazırda geçtiğimiz Eylül ayı itibariyle serbest bırakılmış ama bugüne kadar kullandırılmamış olan kaynağa:

Lefkoşa kaynaklı altyapı projeleri için ayrılan kaynak miktarının 94 milyon TL olduğunu belirtmiştim.

Bugüne kadar bu kaynağın sadece 9,4 milyon TL’si hazinemize girdi.

Son ziyarette sözü edilen talimatın ardından T.C. Lefkoşa Büyükelçiliği’nin Ziraat Bankası’ndaki hesabında duran 85 milyon TL’nin kullandırılması artık mümkün olabilecek.

Burada da yine hak ediş mekanizması devrede olacak.

Örneğin ulaştırma sektöründe hak ediş aşamasına gelmiş projeler için 26 milyon TL’ye kadar ödeme gerçekleştirilebilecek.

Hak ediş aşamasına gelinmemişse yani ihale süreci tamamlanıp yüklenici firma belirlenmiş ve yol yapım ve bakım projeleri tamamlanma aşamasına gelmemişse ancak da bu safhalar tamamlandıktan sonra 26 milyon TL’ye kadar bu alanda bir ödeme yapılabilecek.

Örneğin savunma, güvenlik ve adalet sektöründe altyapı projelerinden bir tanesi Geçitkale İtfaiye ve Karakol Bina Yapım Projesi.

Söz konusu 85 milyon TL’nin 1,5 milyon TL’si bu projeye ayrılmış durumda.

Geçitkale’de itfaiye ve karakol binası hızla inşa ediliyor.

Yüklenici firma 1,5 milyon TL’ye kadar ödeme alabilecek.

Eğer bu kaynak yetersizse binanın teslim edilmesi gecikebilecek.

Sağlık ve sosyal hizmet sektöründe tıbbı teçhizat ve ambulans alımı için 2,5 milyon TL var.

Aylardır bir galerinin önünde ambulanslar dizili duruyor.

Belli ki bir ihale gerçekleştirilmiş.

Eğer ihaleye katılan firmalardan herhangi birisi ihale sonucuna itiraz etmemiş ve / veya ara emri başvurusunda bulunmamışsa, söz konusu 2,5 milyon TL hemen harcanabilecek.

Engelsiz Yaşam Evi yıllardır hayata geçirilmeyi bekleyen bir proje.

Hangi aşamada olduğunu tam olarak bilmemekle birlikte bu proje için 3 milyon TL’ye kadar harcama yapabilecek aşamaya gelmiş bulunuyoruz.

Belediye ve Köylerin Altyapı Yatırımlarına Katkı Projesi kapsamında 14 milyon TL’ye kadar bir kaynak söz konusu.

Bu kaynak da hak ediş aşamasına gelebilmiş olan işlerin hemen ödenmesini mümkün kılacak ancak hiç başlamamış veya henüz tamamlanma aşamasında olmayan projeler için ilgili miktarlar sadece hak ediş aşamasına gelindikten sonra serbest bırakılabilecek.

Örnekler çoğaltılabilir…

Özetle, altyapı projeleri kapsamında 85 milyon TL’ye erişimimiz kolaylaşmış olmakla birlikte bu durum bir anda ekonomimize 85 milyon TL’lik bir katkı sağlanacağı anlamına da gelmiyor.

En verimli dönemde bile altyapı yatırımları için tahsis edilen kaynakların yaklaşık yüzde 50’sini kullanabildiğimizi göz önünde bulundurursak, 85 milyon TL’nin ancak da 40-45 milyon TL’sini ve hemen değil süreç içinde projeler tamamlandıkça değerlendirebileceğimizi iddia etmek mümkün.

Benzer mantıkla reel sektör projeleri için serbest bırakılan 47,5 milyon TL’lik kaynağa ilişkin de şöyle bir değerlendirme yapmak mümkün:

Bu kaynağın 14 milyon TL’si Ankara kaynaklı projelere ayrılmış durumda.

ODTÜ, İTÜ Kuzey Kıbrıs kampüslerinin giderleri için ayrılan bu kaynak KKTC hazinesine hiç girmeden T.C. Lefkoşa Büyükelçiliği Kalkınma ve Ekonomik İşbirliği Ofisi tarafından değerlendirilecek.

Geriye kalan 33,5 milyon TL’lik kaynak ise hali hazırda tarım, sanayi, ticaret ve madencilik ve turizm sektörleri için açılmış ve hak ediş aşamasına gelmiş olan kısmi hibe programları, kredi programları, faiz destekli kredi programları, hibe ve yatırım desteği programları ve teşvik programları kapsamında değerlendirilebilecek.

Eğer hali hazırda söz konusu programlar hiç açılmamış veya programlara başvurup da destek hakkı kazanan reel sektör firmaları projelerini hak ediş aşamasına getirmemişse bu kaynağın da önemli bir bölümü hemen ekonomimize katkıya dönüşemeyecek.

Bir saptama yapmakta yarar var:

Türkiye ile dış yardım ilişkimiz yıllardır altyapı ve reel sektör projeleri kapsamında şu veya bu nedenle kaplumbağa hızında ilerliyor.

Kaynakların jet hızıyla serbest bırakıldığı dönemlerde bile etkin kullanımın mümkün olamadığı yerel koşullar bugün aynen varlığını sürdürüyor.

Üstüne üstlük bir de Türkiye’deki sistem değişikliğiyle birlikte geçmişte kolay ilerleyen işler için bugün artık Başbakanlarımız T.C. Cumhurbaşkanı’nın talimat vermesini sağlamak üzere randevu almak, gidip meram anlatmak durumunda.

Ancak bana göre esas sorunun yanında tüm bunların esamesi bile okunmaz.

KKTC çok ciddi bir mali krizle karşı karşıya…

Yere göğe sığdırılamayan bu ziyaretin ardından KKTC hazinesine savunma için sadece 34,5 milyon TL’lik bir kaynak girecek.

Aylardır “ikinci bir dilim daha gelecek” diye dillere dolanan husus bu 34,5 milyon TL’den ibaret.

Adeta “dağ fare doğurdu” deyimini hatırlatan bir durum bu.

Bu miktar GKK’nın en fazla bir aylık giderlerini karşılayabilecek büyüklükte.

Geçmiş yıllarda 600 milyon TL’leri aşan “bütçe açığına destek kalemi” vardı.

KKTC’de hükümetler har vurup harman savuruyordu, bütçe açığını da T.C. kapatıyordu.

Bugün artık böyle bir kalem yok.

2019 yılı öncesinde 2-3 yıl için bütçe açığına destek kalemi Reform Destek Ödeneği adı altında koşullu destek uygulaması ile ikame edilmeye çalışıldı.

Kıbrıs Türk siyaseti 2009 sonrası mali disiplin çıpasıyla güçlendirilen mali yapıya bel bağlayarak bu ödeneği kullanmayı topyekûn reddetti.

2019 itibariyle bu kalem de ortadan kalkmış durumda.

Ama aynı zamanda eski siyasetin fendi yeni siyaseti yenip de mali disiplin terk edildiğinden, bütçe açığı dönemine geri dönüldü.

2020 bütçesinde 500 milyon TL’nin üzerinde yerel bütçe açığı öngörülüyor.

Savunma giderleri de yıl içerisinde 600 milyon TL’yi aşacak şekilde planlanmış.

Bugün itibariyle ne yerel bütçe açığına ne de savunma giderlerine herhangi bir dış kaynak tahsis edilmiş durumda.

Bütçede savunma, altyapı ve reel sektör destekleri dâhil 1,4 milyar TL gibi bir dış finansman öngörüsü var ve bununla ilgili 2020 yılına girilmiş olmasına rağmen henüz elle tutulur hiçbir gelişme yaşanmış değil.

Başbakan Tatar geçtiğimiz Aralık ayında Ankara’ya yaptığı ziyaretin ardından yeni protokolün 15 Ocak’ta imzalanacağı bilgisini paylaşmanın yanı sıra mevcut protokoldeki hayata geçirilen ve geçirilmeyen reformların tek tek gözden geçirileceği ve bu işlerin öncelikli olarak tamamlanacağı şeklinde bir açıklamada bulunmuştu.

Bu açıklama, “acaba 2019 protokolündeki reformlar tamamlanmadan 2020 protokolü imzalanmayacak mı?” şeklinde sorgulamalara sebep olmuştu.

Konu hala müphem…

2020 bütçesindeki 1,4 milyar TL’lik dış desteğin ne şekilde ve ne zaman hukuki zemin kazanacağı konusunda henüz resmi bir açıklama yok.

8 yaşındaki kızımın yeni merakı arama motoruna isimlerimizi yazıp arama yapmak.

İlgisini çeken bir fotoğrafa rastlayınca elindeki tabletle koşarak yanıma geldi ve “baba bu yanındaki kim?” diye sordu.

Resimlere bakarken gözüme ilişen bir haberi açtım.

Başlığı, “çekecek çok çilemiz var”…

4 Nisan 2016 tarihinde şöyle bir açıklama yapmışım:

“Herhalde en mantıklısı burada bir eşikten söz etmek, mali krizi aşmadan siyaset de dâhil kamu düzenimizin ne ekonomik ne de sosyal beklentilere tam manasıyla cevap verebileceğini açık yüreklilikle paylaşmak ve mali politikalar odaklı yapısal dönüşümün önemini bıkıp usanmadan anlatmaktır.

Bu bakımdan siyaseten yıldızlar dizilinceye değin daha çekecek çok çilemiz vardır”.

Garp cephesinde değişen bir şey yok gibi görünüyor.

Çile doldurmaya devam ediyoruz.

Siyaset erbabı henüz sorunun boyutunu kavramış gibi davranmıyor.

Hükümetler sahte bir şekilde kriz yokmuş algısı yaratmaya çalışıyor ve hayatın gerçekleri karşısında kısa süre sonra bozuluyor.

T.C. Cumhurbaşkanı ile güzel poz vermenin, “adaylık açıklamasını ziyaret öncesi mi yoksa ziyaret sonrası mı yapsak daha iyi olur?” gibi meseleler için mesai harcamanın, sarkastik insanların daha zeki, daha seksi ve daha başarılı olduğu inanışından olsa gerek sosyal medyada en ciddi konularda bile saçma sapan sözde yaratıcı yorumlar yazmanın siyaset zannedildiği günlerden geçmekteyiz.

Ciddiyetsizlik kanser gibi her yanımızı sarmış durumda.

Devletin geliri kadar harcayacağı, harcamalarını toplumsal önceliklere göre planlayacağı, yapısal düzenlemelerle kamuda hizmet kalitesinin artırılacağı ve ekonominin önünün açılacağı yeni bir siyaset zemini yaratmamız şart.

Kıbrıs Türk halkının mutluluğu da arapsaçına dönen dış yardım mevzuunun doğru düzgün bir zemine oturtulması da sadece ama sadece buna bağlı.

Anayasal yetkileri bir yana, reformların önünü açacak siyasi istikrar ortamını oluşturma ve toplumsal seferberlik konusunda inandırıcı, bu gibi konularda gerçekten topluma öncülük edebilecek yeni bir Cumhurbaşkanı ile beyaz bir sayfa açabileceğimizi düşünüyorum.

Not: Yazıda kullandığım verilerin tamamı resmi gazetede yayınlanan protokoldeki kaynak miktarları ile Cumhuriyet Meclisi’nde yapılan konuşmalarda paylaşılan bilgilerden derlenmiş veya hesaplanmıştır. Hesaplanmış miktarlar resmi veri olmayıp sadece benim tahminlerimdir.

11/01/2020 11:55
ad
Bu habere tepkiniz:
TAGS: birikim özgür, haber, kıbrıs
MANŞETLER

HK Birikim Özgür

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.