ad

Biz zamanı değil zaman bizi harcıyor

ads
23/09/2019

ads

Birikim Özgür Birikim Özgür


Amansız bir krizin pençesindeyiz.

Bir örnek…

Kıbrıs Gazetesinin manşeti:

“Belediyeler 254 milyonu nereden bulacak?”.

Belediyelerin büyük çoğunluğu geçmişte çalışanlarının ihtiyat sandığı ve sosyal sigorta primlerini yatırmamış.

Çalışanlardan kestiği gelir vergisini devlete ödememiş.

Elektrik borçları birikmiş.

Bu ve benzeri onlarca sorun yıllardır geçiştiriliyor.

Bıçak kemiğe dayanınca da geçici çözümlerle durum idare ediliyor.

Belediyelerin kamuya olan borçları da öyle oldu.

Yıllardır belediyelerin idari ve mali yönden sürdürülebilir yapıya kavuşturulması gerektiği konuşuluyor.

Yerel yönetimler reformu geciktikçe belediyelerin sıkıntıları büyüyor.

Ve geçici çözümlerden medet umuldukça bu sorunlar ilerleyen yıllarda görev alan eski ya da yeni belediye başkanları, milletvekilleri ve hükümetlerin başına daha büyük belalar açıyor.

2015’te iktidar partisine mensup Belediyeler Birliği Başkanı çareyi devlet katkısının artırılmasını talep etmekte bulmuştu.

“Parti üyeliğimi askıya aldım” diyerek hükümeti köşeye sıkıştırdı.

Dönemin Maliye Bakanı “önce reform sonra devlet katkısının artırılması” tavrında en az onun kadar inatçıydı.

Orta yol bulundu:

“Devlet katkısını artıralım…

Ama cari borçlar devlet katkısından temlik edilsin ki borçların büyümesi durdurulsun…

Eski borçlar için de yerel yönetimler reformunun tamamlanması öngörüsüyle belediyelere 1 Ocak 2018 tarihine kadar süre tanıyalım”…

Velhasıl yerel yönetimler reformu bir türlü hayat bulamadı.

O günden bugüne dört hükümet görev yürüttü.

En son dörtlü koalisyon bu krizi kucağında buldu.

İster istemez yerel yönetimler reformuna kadar süreyi 2 yıl uzattı.

1 Ocak 2020 tarihinde o 2 yıllık ilave süre de bitiyor lakin reform falan yok.

Bu gibi meselelerde en büyük yanılgı geçici çözümlere yönelmektir.

“Devlet ödesin” demek de doğru değil çünkü devletin durumu belediyelerden de beterdir.

Kamu iç borç stokunun ülkedeki en büyük sorun olduğu yıllardır konuşuluyor.

Tek bir çare var o da yapısal düzenlemelerle bu sorunları çözmek!

İnsanımızın daha uygun maliyetlerle daha nitelikli hizmetlere kavuşması sadece ama sadece yapısal reformlara bağlı…

Sadece yerel hizmetlerle ilgili değil tüm kamusal hizmetler için bu geçerli.

Amansız kriz deyişimin sebebine gelince:

Bir türlü yapısal reformlar için müsait koşulları oluşturamadık.

Reformları konuşmadığımız her günün toplumsal varlığımızdan çalınan birer gün olduğunu göremeyen çağdışı siyasetçileri el üstünde tuttuğumuz sürece müsait koşulların oluşmayacağı ortada.

Malum, Türkiye protokollerle reform gündeminin oluşmasına yardımcı olmaya çalıştı 15 yıl boyunca.

Ama Türkiye de bambaşka bir KKTC politikası uyguluyor artık.

KKTC’nin yapısal sorunlarını bilse de umursamayan bir Türkiye görüntüsü ağır basıyor.

Bu organize organizasyonsuzluk yeni Kıbrıs politikasının da Türkiye’deki siyasi konjonktürün de bir yansıması olabilir.

Bilemiyoruz…

Ama belki de bu bir fırsat.

Çünkü bizi hızla yok eden kurulu düzenden kurtarabilecek tek bir güç var artık.

Kendi demokrasi bilincimiz ve siyasi irademiz!

Ne var ki biz bağlam dışı başka bir türkü çağırmakta kararlıyız.

UBP-HP hükümetinin yapısal sorunlarla yüzleşme niyeti pek yok gibi.

Yapısal sorunları inkâr eden;

Yapısal reformlarla demokrasimizin güçlenmesi arasındaki doğrudan ilişkiyi görmezden gelen;

Ve ülkedeki tüm sorunları da çözümlerini de Türkiye ile ilişkilere indirgeyen;

Bir garip ruh hali siyasetin bütününü esir almış durumda.

Sanırsınız ki Cumhurbaşkanlığı seçiminde Cumhur İttifakı ile Millet İttifakı karşı karşıya!

Halkın günlük yaşamını doğrudan etkileyen sorunları görmezden geldiğimiz içler acısı bir süreç, yürek parçalayan bir bencillik…

Rumlar büyük krizin ardından mali sürdürülebilirliği yeniden yakalayıp sistemlerini güçlendirirken biz ayin oyunla boşa zaman geçirerek Kıbrıs sorununun çözümünü de iyiden zora sokuyoruz, farkında bile değiliz!

Biz zamanı değil zaman bizi harcıyor.

Gerçekten de bu gidişat, gidişat değil.

Zamansız, apansız, amansız yuvarlanıyoruz bir yerlere.

Bu koşullarda ne olur, nasıl olur da toplumsal seferberlik duygusuyla varoluş mücadelesine odaklanırız, bilemiyorum doğrusu…

“Demokrasilerde çareler tükenmez” derler.

Bu gidişatı görebilen;

Reformların önemini kavramış;

Varlığımızın esasta demokratik irademizle sistemimizdeki aksaklıkları düzeltmemize bağlı olduğunu toplumuna anlatacak;

Cumhur İttifakını ya da Millet İttifakını değil kendi toplumunu temsil edecek;

Kıbrıslı Türkler için bugün de yarın da iki değil bir Türkiye olduğu ve olacağı bilinciyle hareket edecek;

Yeni bir Cumhurbaşkanıyla;

Şeytanın bacağını kırarız;

Kim bilir…

23/09/2019 09:24
ad

Bu habere tepkiniz:
TAGS: birikim özgür, haber, kıbrıs, Biz zamanı değil zaman bizi harcıyor
MANŞETLER

HK Birikim Özgür

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.