HABER KIBRIS

ad

CTP 48 Yaşında

ads
27/12/2018

ads

Birikim Özgür Birikim Özgür


Kıbrıslı Türkler on yıllardır varoluş mücadelesi veriyor.

Hadiselerin yaşandığı yıllarda toplumumuz çok cefalar çekti.

1970’li yıllarda “Ya Taksim Ya Ölüm” diye bağıranlara inat “Ne Enosis Ne Taksim” diyen aydınlar Kıbrıslı Türklerin ilk siyasi partisini kurdu.

Adından da anlaşılacağı üzere bu parti Kıbrıs Cumhuriyeti çatısı altında Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumların bir arada yaşayabileceğini savunan Türklerin partisiydi.

1974 toplumumuz için bir dönüm noktası oldu.

Cefa bitti bitmesine ama bizi zaman içinde çözecek ve yok edecek, adaletin terazisinin kaçırıldığı çok çarpık bir toplumsal sürece girildi.

Ganimet ve talan ciddi mağduriyetlere sebep oldu.

Toplumsal birliğimiz ve bütünlüğümüz zedelendi.

CTP’liler “savaş değil barış” demeye devam ederken dürüstlüğü, adaleti, demokrasiyi, şeffaflığı savundu.

Gözlerini budaktan sakınmayarak kurulan yanlış düzeni yerden yere vurdu.

1980’li yıllar Türkiye’de 1980 askeri darbesinin gölgesinde geçti.

Türkiye’deki darbe yönetimi “çözüm ve barış” diyen, Kıbrıs’ın kuzeyinde doğru düzgün bir idare kurulmasından yana tavır koyanlara buradaki işbirlikçileri eliyle hayatı tam manasıyla zindan ediyordu.

Baskılar o denli boyutlardaydı ki CTP Genel Başkanı 20 Temmuz’un “travma sebebi” olduğunu dahi söyledi.

Bu aslında 1974’te Raif Denktaş’ın Türkiyeli komutanlara diklenmesinden farksız bir tepki değildi.

Ama Rahmetlinin babası dönemin Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve adamları bu travma meselesini aldı ele çıktı yola.

CTP’yi ve CTP’lileri Türkiye’ye jurnallemek için oyuncak bulmuşlardı.

Yine aynı dönemde CTP Genel Başkanı aynı halet-i ruhiye içerisinde Türkiye’nin Kıbrıslı Türkleri asimile ettiğinden dem vurmuştu.

Başına gelmedik kalmadı.

Dönemin Türkiye Büyükelçisi ile geçenlerde Müze Dostları’nda karşılaştık.

Benim hiç konuyu açma niyetim yoktu ama yanımdaki muzip bir arkadaşım pat diye pasaport hikâyesini hatırlattı.

Sayın eski Büyükelçi, “o zaman çok büyük yanlış yapmıştık” dedi.

1980’li yıllar böyle kavga-gürültü içinde bazılarının ezim ezim ezildiği bazılarının da deveyi hörgücüyle götürdüğü yıllardı.

CTP’liler barış, çözüm, demokrasi, eşitlik tavrından bir milim sapmadan o zor günleri birbirlerine kenetlenerek atlattılar.

Sevgili Başaran Düzgün ile ne zaman karşılaşsak bana Özker Hoca’nın o zor günlerde korunmak için Balıkesir’de kendi yatağında yattığını anlatır.

Nur içinde yatsın, Hasan Amca, adam gibi adamdı.

1990’lı yıllarda koşulların da farklılaşmasıyla birlikte CTP inat ve kararlılıkla yürüttüğü mücadelesinin semeresini gördü ve ilk kez koalisyon ortağı oldu.

CTP içi travma o yıllarda başladı.

İdeolojik zeminde Arif Hasan Tahsin ile sembolleşen KTÖS çizgisi bir şekilde CTP içine sızdı.

Artık “mücadele” çok daha zordu CTP için.

Çünkü bir yandan “yıllarca ezildik, verin biz de içelim şu tavşan suyunun suyundan” diyenler türediği gibi diğer yandan da sistemi tamamen reddeden anarşist akımlar gelişmeye başlamıştı.

Değişen koşullar CTP’de farklı bir dönemin başlangıcı oldu.

Türbülans yaşandı.

2000’li yıllarda Annan planı süreci ile CTP tekrardan toparlandı.

Yıllarca tüm baskılara rağmen savunulan çözüm hedefi, toplumsallaştı.

CTP Genel Başkanı hayal bile edemeyeceğimiz bir şekilde Cumhurbaşkanı oldu.

Türkiye de değişiyordu.

Bize de çok çektiren asker-sivil bürokrasiyi alt etmek için canını dişine takan bir iktidar vardı artık Türkiye’de.

Türkiye ile de barış-görüş dönemiydi o dönemler.

O yıllardan itibaren hala Türk tarafının eli çözüm için havada.

Siyasi eşitlikten ve adayı Türkiyesizleştiren değil tüm tarafların kazan-kazan prensibi ışığında kendini mağdur ya da mağlup hissetmeyeceği bir çözümden sapmadan, çözüm için çaba devam ediyor.

Çözümün gecikeceği anlaşılınca Türkiye ile CTP’li Başbakan Ferdi Sabit Soyer “KKTC sorunu” için de ortak bir formül geliştirdi:

“Kendi ayakları üzerinde durabilen bir yapı”…

Ferdi Sabit Soyer bunu dedi ama kendini kimseye anlatamadı.

Hakeza Özkan Yorgancıoğlu da.

Ve şimdi de Tufan Erhürman.

CTP hala aynı noktada mı?

Tüm CTP’liler bir karar vermeli bence:

Anarşist miyiz?

“Biz de içelim şu tavşan suyunun suyundan” diyenler miyiz?

Yoksa “çözüme de katkı yapacak şekilde kendi ayakları üzerinde durabilen bir yapı” için özveriyle çalışmaya hazır yurtsever insanlar mıyız?

Neyiz?

CTP’nin derin çelişkilerini aşamadığı müddetçe Kıbrıs Türk halkına da Kıbrıs’a da istenen ve beklenen düzeyde katkı sağlaması güç olacak.

Yılda en az 1 milyarlık dış finansmana erişimimizin değişim ve gelişim sürecimize katkısını önemsiyorlar diye bu tarihe güvenerek bu topraklarda yaşamayı seçmiş insanların yurtseverliğini sorgulayan, onları damgalayan, kimliksiz, kişiliksiz bireyler gibi topluma lanse etmeye çalışan “damar” ne acıdır ki bu tarihe inancı da tüketmek üzere.

Her şeye rağmen “hiçbir birey bir siyasi hareketten daha değerli değildir, olamaz” şiarından uzaklaşmadan;

Doğum günün kutlu olsun CTP.

Nice 48 yıllar ülkemizde barış, demokrasi, özgürlük, eşitlik ve adalet için mücadeleye devam edeceksin…

Bu habere tepkiniz:
TAGS: birikim özgür, ctp
MANŞETLER

HK Birikim Özgür

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.