Bir kaşık suda fırtına koparmayalım

ads
07/06/2019

ads

Birikim Özgür Birikim Özgür


Kıbrıs sorunu ülke gündemini işgal ediyor.

Çözüm iki devletli mi olacak federasyon mu olacak?

Müzakerelerde çok ciddi bir tıkanıklık söz konusu.

Kıbrıslı Rumların garantörlük ve güç paylaşımı ile ilgili bir pozisyonu var.

BM parametrelerinin değişebileceği yönünde bir işaret ise yok.

Denizlerimizdeki kriz de cabası.

Türk tarafı şunu önerebilir:

1. Enerjideki it dalaşını deniz sınırlandırma anlaşması ile temize havale edelim.

2. Kıbrıslı Türklerin AB normalleşme sürecinin önünü açalım.

3. İki taraf üzerinde uzlaşacağımız ileri bir tarihte güç paylaşımı ve garantörlük meselelerini çözmek üzere bir üst düzey anlaşma imzalasın.

Bu senaryoya göre;

1) 2 toplumun komşuluk ilişkilerinin normalleşmesi,

2) Denizdeki gerginliğin sulh yoluyla aşılması,

3) AB çatısı altında iş birliği olanaklarının artırılması,

4) Kuzeydeki devletin çözüme hazırlanması ve

5) BM parametrelerine bağlılığın (ki iki siyasi eşit toplum olgusu da bunun bir parçasıdır) yeniden teyit edilerek adanın yeniden birleşeceği / bölünmeyeceği gibi hususların uzlaşıya dönüştürülmesi mümkündür.

Böylesi bir süreç hem iki devletliliktir hem de federasyon.

Evet AB çatısı altında iki devlet buluşacak, iş birliği olanakları artırılacak ve günü geldiğinde de yaşamı zorlaştırmayacak biçimde ada birleşecek.

Ada birleşirken garantörlük anlaşması da uzlaşılacak formüle göre gözden geçirilebilir.

Hem bizim istediğimiz olacak hem de Kıbrıslı Rumların.

Ama her iki tarafın arzuları da sonuç odaklı değil süreç odaklı bir yaklaşımla ilerletilecek.

Crans Montana’da uzlaşamayan taraflar BM’nin çağrısına uyup verimli bir “reflection period” geçirirse elde edilebilecek sonuç pekâlâ böylesi bir senaryo olabilir.

Burada niyet çok önemli.

Kıbrıslı Rumlar adanın süreç içinde birleşmesini değil Türkiye’nin adadan kovulmasını ve Kıbrıslı Türklere birtakım atraksiyonlarla toplumsal haklar yerine üniter devlet içinde vatandaşlık hakları vermeyi öngördüğü müddetçe “reflection period” verimli olamayacak.

Bu arada da bu verimsizlik, verimsizliği besleyecek ve Türk tarafı “BM parametrelerine karşıyız” demese de AB çatısı altında 2 devletli çözüm formülünü dillendirmeye devam edecek.

Türk tarafı “karşılıklı kabul edilebilir çözüm” karşıtı bir tutuma bürünmediği müddetçe Kıbrıslı Türklerin iki devlet mi federasyon mu diye suni bir tartışma yaşaması akla başka soruları getiriyor.

Bu soruların başında cumhurbaşkanlığı seçimleri var.

Yukarıdaki senaryoya uygun hareket edebilecek, esnek düşünebilen, Türk tarafının diplomatik manevra kabiliyetini dumura uğratmayacak, güvenilir bir Cumhurbaşkanı seçmemiz gerekiyor.

Aşırı milliyetçi veya aşırı federalist, tek doğrucu, süreç odaklı bir formülasyonu tartışamayan, sadece sonuçlar üzerinden fikirlerini ifade edebilen, tabiri caizse 20’inci yüzyılın düşünce kalıplarını aşamamış bir Cumhurbaşkanının kapasite itibariyle bu yükü kaldırıp kaldıramayacağı tartışmalı bir husus.

Kimse kusura bakmasın ama futbol takımına amigo değil toplumumuza lider seçeceğiz ve bu çetrefilli süreçte BM parametrelerine meydan okumayacak, aynı zamanda da tıkanıklığı aşmak için yapılacak diplomatik girişimlere dudak bükmeyecek bir lidere ihtiyacımız var.

İkinci soru ise içteki statükomuza ilişkindir.

KKTC statükosu Kıbrıs sorunu üzerinden ayrışma ortamını seviyor.

Çünkü mevzu Kıbrıs sorunu olunca ne delik deşik yollarda telef olan insanlar akla geliyor ne pahalı su ve elektrik ne de çöken kamu düzeni.

Değişim ideali rafa kalkınca geçmişte yapılan tüm hatalar unutuluyor ve Kıbrıs sorununu oya tahvil edebildiği oranda siyasi partiler varlıklarını sürdürebiliyor.

Bu arada da kurulu düzenden memnun olan toplum kesimlerinin keyfi bozulmamış oluyor.

Ersin Tatar’ın bu ortamda işi gerçekten de çok zor.

Bulanık suda balık avlamak kolay değil.

Ne yapacağından çok nasıl yapacağı önemli.

Başbakanlıkta tüm politikaları, vizyon ve stratejik planlama çalışmalarını koordine edecek bir birim kurup işe koyulmalı.

Tüm bakanlıklarla iş birliği içinde çalışacak bir birim.

Ve 2020-2022 protokolünü gerek hükümet katında gerekse toplumla yaz dönemi boyunca katılımcılık ilkesi doğrultusunda hummalı çalışmalarla somutlaştırmalı.

“Ben yazdım, oldu” dememeli.

Ve tabi ki suyu bulandıran bizzat kendisi olmamalı, Kıbrıs sorunu üzerinden polemiklere girmemeli.

Bir kaşık suda fırtına kopararak kendi geleceğimizi riske atıyoruz.

Kıbrıs sorununu da konuşalım ama en kötü senaryoda bile çocuklarımıza bırakacağımız mirası daha iyi bir noktaya taşıma hassasiyetinden ödün vermeden bunu yapalım.

07/06/2019 12:34
ad

Bu habere tepkiniz:
TAGS: birikim özgür, haber, kıbrıs
MANŞETLER

HK Birikim Özgür

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.