Advertisement

Advertisement

Eskiyi yaşatmaya değil yeniyi inşa etmeye odaklanalım

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
28/04/2020


Birikim Özgür Birikim Özgür


Bir ülkede dengeler birileri lehine bozulmuşsa o ülkede çöküş başlamış demektir.

“Üreten yok olmaz” demek yerine “üretmeden de siyasal alandaki gücümüzü / etkimizi kullanıp var olabiliriz” diyerek çarpıklıkları olağanlaştırmayı denediğimiz kötü bir geçmişimiz var.

Bu sistem Covid-19 krizinde büyük yara aldı.

Şimdi önümüzdeki iki seçenek var:

1) Eskiyi yeniden ayağa kaldırmak için çabalamak veya 2) yeniyi inşa etmek…

Eski yapıda tüketim, yatırım ve tasarruflarımızın GSYİH’mize oranına bir bakalım:

GSYİH’mizin neredeyse % 75’i tüketimden kaynaklanıyordu.

Yatırımlarımızın GSYİH’mize oranı % 15’i ya buluyordu ya bulmuyordu.

Tasarruflarımız ise % 30 dolaylarındaydı.

İlave bir nokta:

Kamu bütçemizin GSYİH’mize oranı yaklaşık % 35 idi.

Bu oran sağlıklı gibi görünse de bütçenin çok önemli bir kısmının GSYİH hesaplamalarında yatırıma değil tüketime ve tasarruflara yansıdığı bir durum söz konusuydu.

Bu da sosyal adaleti maalesef öldürüyordu.

Bütçedeki sosyal yardımların GSYİH oranı % 1’i geçemiyor; eğitim, sağlık gibi kamusal hizmetlere ayrılan bütçeler yatırımlara değil tüketime yöneldiğinden ciddi kalite sorunları ortaya çıkıyordu.

Covid-19 krizinde ne oldu?

Özel tüketimimiz yaklaşık % 20, kamu harcamalarımız ise yaklaşık % 25 azaldı.

Bununla birlikte yatırımlarımızın da yaklaşık  % 15 düşeceği öngörülüyor.

Normalleşme sürecinde bizi bekleyen bir tehlike var:

Devleti yönetenler ülke gelirleri henüz canlanmadan “eskiyi yeniden ayağa kaldırma” mantığıyla bütçe olanaklarını seferber eder hatta iç borçlanmayla tüketimi yani talebi artırmaya yönelirse, ülkedeki kaynaklar bir anda yurtdışına çıkar, bu para çıkışı gelirlerle ikame edilemez ve topyekûn müthiş bir fakirleşme riski doğabilir.

Ancak, siyaset, iktidarıyla ve muhalefetiyle, birlikte veya ayrı ayrı, ödevini iyi çalışırsa, bu krizle yaşanan çöküşü fırsata dönüştürmemiz mümkündür.

Yapılması gereken şey öncelikli olarak makroekonomik göstergelerimizle ilgili somut hedefler koymak ve bunları halkla paylaşmaktır.

“Tüketimi % 75’lerden % 60’lara düşüreceğiz, yatırımları da % 15’lerden % 20’lere çıkaracağız” diyebilecek bir liderliğe ihtiyacımız var.

Bu hedef KKTC’de yaşamı tamamen değiştireceğinden mutlaka demokratik zeminde halktan yetki alınması gerektiğini de vurgulamakta yarar var.

Çünkü bu hedef ışığında yatırımları artırmak için yapılacak işler veya tüketimi dizginlemek için atılacak adımlar radikal unsurlar da içeriyor.

Bu süreçte hem bütçe yeniden düzenlenecek hem de kapalı ekonomiden açık ekonomiye geçiş sağlanarak yatırımların önü açılacak.

Tüm bunlar aslında yıllardır tartıştığımız ama yapamadığımız işleri kapsıyor.

Gelinen aşamada halka henüz iktidar veya muhalefetten “eskiyi yeniden ayağa kaldırma” çemberinin dışına taşan herhangi bir somut görüş veya öneri sunulmuş değil.

Ortaya konan tüm görüşler daha ziyade eskiyi yeniden ayağa kaldırmak için Türkiye’den dış kaynak beklentisi veya iç borçlanma baskısı etrafında şekilleniyor.

Bir halkın ekonomisini yani aslında geleceğini ve varoluşunu tamamen dış kaynak temini üzerinden ele alan yaklaşımlar elbette kaygı vericidir.

Sosyal medyada rastladığım bir espri çok şey anlatıyor:

“Esnaf sabırsız: Piyasa bir an önce açılsa da batsak”…

Siyaset dış kaynakla eskiyi yeniden ayağa kaldırma hayaliyle bir şeyler yapmaya çalıştıkça göreceğiz ki batan sadece esnaf olmayacak.

Yeni koşullarda yeni makroekonomik hedeflerimiz doğrultusunda demokrasimizi ve ekonomimizi güçlendirirken yeni bir akılla yanı başımızda büyük bir ekonomi olan Türkiye’den de kamu üzerinden dış kaynak talep etmekten ziyade yeni toplumsal vizyonumuza destek talep etmek durumundayız.

Yeniyi inşa edebilmek için önce siyasi irade oluşturmaya sonra finansmana odaklanmamız büyük önem taşıyor.

“Önce finansman işini halledelim sonra siyasi irade geliştiririz” söylemleriyle yıllarımızı tüketen içi boş siyasetin bugün de hizmet edeceği tek bir alternatif var o da nafile bir eskiyi yaşatma çabasıdır!

İzlemeye, uyarmaya ve yeniyi inşa etme ihtiyacımızı samimi ve içi dolu bir şekilde halkla paylaşacak siyasi yaklaşımları gönülden desteklemeye devam edeceğiz…

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: birikim özgür
MANŞETLER

HK Birikim Özgür

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.