HABER KIBRIS

ad

2020 de Kayıp Yıl Olmasın

ads
07/07/2019

ads

Birikim Özgür Birikim Özgür


Geçmişte Türkiye’de Kıbrıs İşlerinden de Sorumlu (Kıbrıs İşleri Koordinasyonuyla Sorumlu) bir Başbakan Yardımcısı vardı.

Başbakanlık Kıbrıs İşleri Baş Müşavirliği bu makama bağlıydı.

Sistem değişikliğinin ardından Kıbrıs işlerinin sağlıklı bir biçimde koordine edilemediği uzunca bir süreç yaşandı.

6 Temmuz 2019 tarihinde T.C. Resmi Gazete’de yayınlanan genelgeye göre eski sistemdeki Kıbrıs İşleri Koordinasyonuyla Sorumlu Başbakan Yardımcısının görevini yeni sistemde bir Cumhurbaşkanı Yardımcısı ya da Bakan üstlenecek.

Söz konusu Cumhurbaşkanı Yardımcılığı ya da Bakanlık makamı bünyesinde bir de Kıbrıs İşleri Koordinatörlüğü (KİK) oluşturulacak.

Başbakanlık Kıbrıs İşleri Baş Müşavirliğinin görevini yeni sistemde KİK üstlenmiş olacak.

Söz konusu iki görevlendirmeyle bizim açımızdan Türkiye’de taşlar yerli yerine oturmuş olacak.

Uzun yıllardır Türkiye ile imzalanan iktisadi ve mali işbirliği anlaşmalarının manivela etkisinin ortadan kalkmış olduğu biliniyor.

KKTC’de kendi ayakları üzerinde durabilen bir sistem oluşturmak ve devlet oluşumunun tamamlanmasını sağlamak için 2009-2012 döneminde girişilen mücadele 2013-2015 döneminde yavaşlamış, 2016-2018 döneminde ise maalesef ters istikamette seyretmişti.

Daha açık yazmak gerekirse;

2009-2012 döneminde mali disiplini sağlamak için siyasi irade gerektiren zor kararlara imza atılmıştı.

2013-2015 döneminde mali disipline riayet edilmiş ancak yapısal reformlar bağlamında tabiri caizse bir arpa boyu yol kat edilememişti.

2016-2018 döneminde ise yapısal reformlar bir yana, geçmiş altı yıllık dönemdeki mali disiplin anlayışının meyveleri rehavet ortamına yol açmış ve hükümetlerin performans ölçütü sistemde kalıcı düzenlemelere gitmek değil kamu harcamalarının artırılması olmuştu.

Son üç yılda mali disiplinin terk edilmiş olması sonucunda 2019 mali yılı bütçesi 1 milyara yakın açıkla yasallaşmıştı.

Gelinen aşamada bir dış dinamik olarak Türkiye ile ilişkilerimizin KKTC’nin geleceğine etkileri hususunda ciddi sorgulamalar var.

Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Türkiye-KKTC Ticaret Odası Forumu 1. Ekonomi Konferansı’nda yaptığı konuşmada yapısal reformların önemine işaret ederek “esas yük KKTC’nin omuzlarında” diyerek ekledi:

“Bunun için asgari müştereklerde birleşilmesi, siyasi cesaret ve kararlılık gösterilmesi gerekmektedir”. 

İlerleme perspektifi ile yorumlandığında mali disiplini de gözeterek sistemi güçlendirme idealini yeterince siyasete mal edememiş olmamız döviz krizi ile birlikte 10 yıl geriye gitmemize yol açtı.

Kısacası 2009 koşullarına geri dönmüş durumdayız.

Şimdi tekrardan önceliğin mali disiplinin tesis edilmesine yani dış yardımlarla bütçe dengesinin oluşabileceği koşulların oluşturulmasına verilmesi gerekiyor.

Yaşadıklarımızdan dersler çıkarıp mali disiplini yeniden tesis ederken eş zamanlı olarak yapısal reformlara yoğunlaşmayı da başarabilirsek önümüzdeki birkaç yılda kendi ayakları üzerinde durabilen bir sisteme sahip olabileceğiz.

Bu süreçte en büyük risk Türkiye’nin sunduğu dış yardımların 2016 sonrasında olduğu gibi rehavete yol açmasıdır.

Nitekim 2019 yılı özelinde baktığımızda;

Bir önceki yıldan kalan 188 milyon dolaylarındaki savunma giderlerine katkının, 

2019 yılında savunma giderleri için ayrılan 450 milyon tutarındaki katkının,

Ve 125 milyon tutarındaki bütçe açığına desteğin bir tamam KKTC Hazinesine aktarılması durumunda bütçe krizi yaşanmaksızın yılın tamamlanabileceği görülüyor.

Bir önceki Başbakan Tufan Erhürman’ın tabiriyle “iç paketin” geçiştirilmesi durumunda 2020 yılında bütçe sorununun katlanarak varlığını sürdüreceği çok açıktır.

Bu durumda “kamu ücret politikası kapsamında reel artışı tıraşlamakla yetinelim de gerisine sonra bakarız” anlayışı ile ülkeyi yönetmeye çalışan UBP-HP koalisyonunun krizi sadece ötelemekte olduğunun altını çizmekte yarar vardır.

KKTC hükümetinin döviz krizi sonrasında enflasyonla mücadele ve mali disiplini yeniden tesis etme hedefleri ışığında dengeli bir iç paket için sosyal süreçleri de gözeterek siyasi cesaret ve kararlılık göstermesi şarttır.

Diğer yandan Türkiye’nin de koşulsuz destekler dâhil olmak üzere tüm mali desteğini krizi 2020 yılına ötelemeye yol açmayacak şekilde kullandırması çok önemlidir.

El birliğiyle son sekiz yılı toplumsal refahın artırılması ve sistemin iyileştirilmesi bakımından “kayıp yıllar” hanesine yazmayı başardık.

2020 yılının da “kayıp yıl” olmaması için Türkiye’nin rehavete yol açmayacak biçimde siyasi cesaret ve kararlılık içerisinde hareket etmesi bir önkoşula dönüşmüş durumdadır.


Bu habere tepkiniz:
TAGS: birikim özgür
MANŞETLER

HK Birikim Özgür

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.