Partiler için kurtarıcı rolü münhali açıldı

ads
04/08/2019

ads

Birikim Özgür Birikim Özgür


Bu yazıya Bertrand Russell’dan bir alıntıyla başlamak zorundayım:

“Tatlı bir yalan söylersen on kişi seni alkışlar, acı bir gerçek söylersen sekiz kişi sana saldırır. Ama iki kişi sorgulamaya başlar”.

Sosyal medyada bu alıntı “o iki kişiye selam olsun” altyazısıyla paylaşılmış.

Yakın geçmişte KKTC’de hükümet değişti.

Geçiş dönemi sancılı oldu.

Benim iddiam eski maliye bakanı mali disiplin ilkesine riayet etmediği için hükümetin bozulduğu yönündeydi.

Bu iddianın devamında yeni hükümetin mali disiplini yeniden tesis etme zorunluluğu doğuyor.

Aksi takdirde Kıbrıs Türk halkı, başta da bir önceki hükümeti bozup yeni hükümetin küçük ortağı olmayı kabul eden Halkın Partisi, maraba ile ağanın “biz bu pohu niye yedik?” diye sorguladığı duruma düşmüş olacak.

Evet, UBP-HP hükümeti mali disiplini yeniden tesis etme ana misyonuyla kuruldu.

Bu görevin hasıraltı edildiği kanaatinin kesin yargıya dönüştüğü anda da süresini tamamlamış olacak.

Maliye Bakanı iddialı açıklamalarda bulunuyor ama bir önceki bakanla aynı minval konuşuyor.

“Kamu çalışanlarına enflasyon oranı ışığında hayal pahalılığı ödeneği verilmeli”.

“Bütçe açığı için 2020’de Türkiye’den yardım talep edeceğiz”.

Bu iki cümle oluşan kanaatin yapıtaşlarıdır.

UBP-HP hükümetinin mali disiplini yeniden tesis etme niyeti ve iradesi olmadığını gösteren önemli açıklamalar bunlar…

Maliye Bakanlığında isim değişmiş ama anlayış aynı kalmış.

Devamla, ekonomimizi de çok olumsuz etkileyen ciddi bir bütçe kriziyle karşı karşıyayız.

Enflasyonla mücadele ve bütçe açığının ortadan kaldırılması siyasetin odağına yerleşmiş durumda.

“Türkiye bütçe açığımızı kapatmak mecburiyetindedir” anlayışı duvara vurdu artık.

Bu gerçeği idrak edemeyenler koltuk uğruna toplumumuza zaman kaybettiriyor.

Kendi beyin gücümüz ve siyasi irademiz devrede olmalı.

En sağdan en sola tüm siyasi partilerin bu konuda somut çözüm önerilerini toplumla paylaşmak gibi bir sorumluluğu var.

Kuşkusuz en sağlıklı metot tüm kesimlerin elini eşit şekilde taşın altına koyacağı bir iç paketle meseleyi ele almak.

Bu konuda bir önceki Başbakan Tufan Erhürman hali hazırda diğer liderlere kıyasla bir adım önde.

Bu gibi kriz dönemlerinde dengeli yaklaşımlarla sosyal paydaşların azami desteğini sağlamak çok önemli.

Ancak şu tespiti yapmadan da olmuyor:

Eşel-mobil sistemini masaya yatırmak mecburiyetindeyiz.

Çünkü bütçe açığını yaratan esas sorun budur.

Döviz çıktı, indi ama kamu ücretlerindeki aşırı artışlar nedeniyle bütçe açığı yerli yerinde duruyor.

Ocak 2017-Haziran 2019 (2,5 yıl) döneminde 6 aylık enflasyon rakamlarının toplamı yüzde 52,21.

Aynı dönem için kamu çalışanlarının ücretlerine yansıyan HP ödeneği ise yüzde 63,75.

Eşel-mobil uygulaması aşırı enflasyonist ortamda 2018’in dördüncü çeyreğinde yaşanan yol kazasıyla (yüzde 2,03 reel artış) birleşip yüzde 11,54 fazladan artışa sebep olmuş.

Bu da 2009 yılından beridir uygulanan ve başbakanlarla maliye bakanlarını buram buram terleten mali disiplin uygulamaları sayesinde denkleştirilen bütçeyi tekrardan on yıl geriye götürmüş durumda.

Kamu maliyesinde oluşan kriz bir yana bu durumun ekonomi üzerindeki etkisi de herkesin malumu.

Son 2,5 yıllık dönemde kamu ücretlerindeki reel yüzde 11,54’lik artış toplam tüketimi artırdı, enflasyon sarmalına yol açarak enflasyondaki düşüşü yavaşlattı.

Özel sektör çalışanları radikal bir biçimde fakirleşti.

Asgari ücrete enflasyon oranında artış yapılsa bile asgari ücretli kesimin enflasyon karşısında korunamadığı koşullar oluştu.

Döviz düştü ama piyasadaki mal ve hizmet fiyatları düşmedi.

Enflasyon ortamında giderlerini karşılamakta zorlanan işletmeler çalışan sayılarını azaltmak zorunda kaldı.

Yapısal reformlar geciktiği için örneğin elektrik fiyatlarında da bir düşüş yaşanamadı.

İşletmelerin en büyük girdi maliyeti olan elektrik nedeniyle üretim asgari seviyelere düştü.

Son 2,5 yıla değil son 10 yıla bakalım:

Son 10 yılın (2009 Temmuz-2019 Haziran dönemi) 6 aylık enflasyon gerçekleşmelerini topladığımızda fiyatların yüzde 110,98 arttığını görüyoruz.

Eşel-mobil sistemiyle kamudaki ücretlere yansıyan artış ise yüzde 150,85 oldu.

Kamu çalışanlarının ücretlerinde yüzde 40,87 reel artış yaşandı.

2011 yılında oluşan yüzde 14,72’lik enflasyon oranı da yansıtılmış olsaydı ücretlerdeki artış yüzde 190,24 olacaktı.

Bu durumda ücretlerdeki reel artış yüzde 80’i bulacaktı.

Bu da gösteriyor ki eşel-mobilin bir yıl durdurulması kısa vadede tepkilere yol açsa da kamu çalışanları açısından uzun vadede kazançlı pozisyon devam ediyor; mali disiplin gibi toplumsal hedeflere de yakınlaşılmış olunuyor.

Anayasa Mahkemesinin kararından sonra UBP-HP hükümetinin meclis açılır açılmaz 2020 yılı için eşel-mobil uygulamasını durduracak yasal düzenlemelere gitmek dışında hiçbir çaresi yok gibi görünüyor.

Aksi takdirde kurulma sebebi olan ana misyondan uzaklaşmış olacak.

Bu da mali krizle birlikte yeni bir siyasi krize yol açacak.

Belli ki en olası ihtimalle erken seçime gidilecek ya da kim bilir belki de sistem değişikliğine kadar varabilecek farklı bir sürece girilecek.

Maliye Bakanının hayal kırıklığı yaratan açıklamalarının ardından siyasi partiler için “kurtarıcı rolü” münhali açılmış durumda.

Kurtarıcı rolü 3-K anahtarına bağlı:

1) Mali disiplini yeniden tesis etmek üzere dengeli bir iç paketle sosyal süreçleri yönetme kapasitesine,

2) Yapısal reformlar konusunda kararlılığa,  

3) Özellikle Türk lirasının değer kaybından ötürü yaşanan dezavantajları aşabilmemiz için Türkiye’nin altyapı ve reel sektör projelerimize artan miktarlarda katkı sunmasını sağlayacak kabiliyete,

Sahip olduğu konusunda halkı ikna edebilecek partiler bir adım öne çıkacak.

Bu zorlu süreçten alnımızın akıyla çıkmamıza büyük katkıları olacak o iki kişiye gerçekten de selam olsun!   

04/08/2019 11:55
ad

Bu habere tepkiniz:
TAGS:
MANŞETLER

HK Birikim Özgür

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.