HABER KIBRIS

Portekiz – KKTC benzerliği

ads
24/08/2018


Birikim Özgür


Geçenlerde CTP Milletvekili Asım Akansoy’un sosyal medyada paylaştığı bir yazı gözüme ilişti.

İçeriği bana göre sıkıntılıydı.

Herkes krizle mücadelede hükümetten Ankara ile ilişkileri geliştirmesini beklerken iktidar partisi milletvekilinin tam aksi yönde görüşler içeren bir yazıyı övmesi dikkatimi çekmişti.

Gayriihtiyari paylaşımın altına düşüncelerimi yazdım.

Hemen ertesinde hakaretamiz, aşağılayıcı ifadeler içeren twitler atmış.

Belli ki eli şeker kavanozunda yakalanmış çocuk psikolojisi ile savunma mekanizması geliştirmiş.

Ülkemizde bir süreden beridir Syriza tarzı bir örgütlenme modeli üzerinde çalışılıyor.

Merkez sol siyaset bilinçli şekilde zayıflatılıyor.

Sinsi yaklaşımlarla partilerin içi oyuluyor.

Her siyasi gelişme ustaca değerlendiriliyor.

Haliyle ekonomik kriz de…

Çünkü krizle mücadele kapsamında acı ilaç sayılabilecek bazı adımlar atılırsa siyaset sahnesinde kartların yeniden dağıtılabileceği hesap ediliyor.

Şimdi hükümetin alacağı tedbirlere şerh düşme modası başlatılmaya çalışılıyor.

Akansoy, Portekiz örneği üzerinden kemer sıkma politikalarına karşı olduğunu deklere etmiş.

Üşenmeyip Portekiz’de olup bitenleri biraz araştırdım.

Bu Avrupa ülkesi 2011 yılında abartılı kamu harcamaları ve kamu borçları nedeniyle dara girmiş.

Devlet bütçe dengesi bozuk olduğu için erişebildiği en iyi kredi faiz oranı %15 imiş.

Diğer batan AB üyesi ülkelerle birlikte bir kurtarma paketi hazırlanıp Portekiz’e 75 milyar Euro’luk kredi sağlanmış.

Program gereğince 3 yıllık zor bir uygulama sürecinin ardından bütçesi toparlanmış.

2015 yılında gerçekleştirilen seçimi Sosyalist Parti kazanmış ancak kamu harcamalarını tekrardan şişirmeyeceği vaadi ile hükümeti kurmuş.

Ve sonrasında programda da öngörüldüğü üzere ekonomik büyüme aşamasına geçilmiş.

Yani o paylaşımda iddia edildiği gibi Sosyalist Parti iktidara gelip kemer sıkma politikalarını sonlandırdığı için Portekiz düzlüğe çıktı diye bir durum söz konusu değil.

Kısaca bizdeki durumu hatırlayalım:

“Şu bakanlığa 100 personel daha alıp ek mesai ihtiyacını ortadan kaldıracağız” denilerek kamuya istihdamlar yapılan, ardından bu personellerin de ek mesai almaya başladığı dönemlerden geçtik.

2009’daki bütçe açığı aslında tam da Portekiz’deki gibi köhnemiş düzenin çöküşünü sembolize ediyordu.

Sonrasında kemer sıkma politikaları devreye sokuldu.

Devlet bütçe dengesi toparlandı toparlanmasına ancak reformlar geçiştirildiği için kamunun ekonomi üzerindeki yükü aynen devam etti.

2013-2015 döneminde yapılması gerekip de yapılamayan şey çok basitti:

Tıpkı 2015 sonrası Portekiz’deki gibi bütçe disiplinini devam ettirip ekonomik reformlara odaklanmak!

Bütçe disiplini korundu korunmasına ancak reformlara yeterince odaklanılamadı.

2016 yılında o güne kadar sürdürülen mali disiplin de terk edilerek kamu harcamaları tekrardan şişirilmeye başlandı.

Sayıştay Başkanı ve üyelerinin maaşları artırıldı.

Bütçedeki öğretmen hazırlık ödeneği kalemi şişirildi.

Sağlıkta yapısal dönüşüme bağlı olarak hekimlerin gelirinin iyileştirilmesi öngörülürken reform yapılmaksızın eski usullerle hekim maaşları artırıldıkça artırıldı.

Özelleştirme yasası değiştirilerek ilave mükellefiyetler yaratıldı.

Ardından özelleştirme yasası kapsamındaki çalışanlara sunulan olanaklar 2011 sonrası tüm çalışanlara yansıtıldı.

2009-2015 dönemindeki mali performansın pozitif etkisiyle kamu gelirleri bir süre daha artmaya devam ettiğinden raydan çıkan siyaset ciddi bir mali krize yol açmadı.

Ancak 2016 ve 2017 yıllarındaki eksen kayması ve iç siyasi dinamiklerin bu gidişatı algılamaktan çok uzak yapısı nedeniyle 2019-2021 dönemi için Türkiye ile görüşmelerin her halükârda zorlu geçeceğini tahmin etmek zor değildi.

Şimdi buna bir de kur krizinin kamu maliyesi üzerinde yaratacağı ciddi yük bindi.

Devletin devamlılığı için bütçe dengesini toparlayıcı kalıcı adımlar atılması şart oldu.

Başbakan “herkes elini taşın altına koyacak” diyorsa bir bildiği vardır.

Bu adımlar atıldıktan sonra dış desteğe ilişkin diyalog zemininin güçleneceği apaçık görülüyor.

Etkin ve verimli olmayan bazı kamu harcamalarının dizginlenmesi gereği ortada iken “kemer sıkılıyor” diye yaygara çıkarılması pratikte mevcut hükümeti düşürmekten başka hiçbir siyasi sonuç üretmeyecek.

Yıllardır bitmek tükenmek bilmeyen değişim karşıtı siyasi eylemlerle gerçekte ne murat edildiği merak konusudur.

Portekiz ve benzeri ülkeler gibi krizi kısa sürede yenmek istiyorsak, sistemi kilitleyerek halkı daha da kötü ekonomik koşullara sürüklemekten medet uman siyasi anlayışlarla yüzleşmemiz gerekiyor.

Bu habere tepkiniz:
TAGS: Portekiz – KKTC benzerliği, birikim özgür, haber, kıbrıs
MANŞETLER

HK Birikim Özgür

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.