HABER KIBRIS

Protokol Tartışmaları - Geminin Rotası Önemli

ads
07/03/2019


Birikim Özgür


Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın açıklamasını okuyunca yüreğim burkuldu:

“Sadece Türkiye'nin yardımları ile ayakta kalan bir Kıbrıs değil, kendi ayakları üzerinde dimdik durabilen ve üreten bir Kıbrıs olsun”…

Aslında bu politika yeni değil.

İki devlet uzun yıllardır bu hedef doğrultusunda işbirliği yapıyor.

Gelinen aşamayı açıklıkla tartışmamız gerekiyor.

KKTC bu hedefe yoğunlaşamadı.

Gidişatımızı bu vizyondan ziyade kurulu düzen içerisindeki etkin lobilerin beklentileri tayin etti.

Kendi ayakları üzerinde durabilen bir sistem için mali disiplini sürdürmemiz ve kamunun ekonomi içerisindeki payını tedrici olarak azaltmamız gerekiyordu.

Bunu başaramadık.

Rotası belli olmayan gemiye hiçbir rüzgâr yardım edemez.

Mali disiplini 2016 yılı itibariyle tamamen terk ettik.

Yapısal düzenlemelerden kaynaklanmayan gelir artışını “mali yapıda iyileşme” gibi algılayıp rehavete kapıldık.

Kamuyu yeniden düzenlemek yerine hiçbir yapısal reformla ilişkilendirmeden dar kesimleri memnun edip siyasi destek almak amacıyla giderlerimizi artırdık.

En son 2019 yılına girerken yüksek enflasyona aldırış etmeden kamu çalışanlarına reel artış dahi verdik.

Son derece bilinçsizce ve günübirlik bir siyaset yürüttük.

Doğal olarak böylesi kötü bir siyasi ortamda yapısal reformları doğru düzgün konuşamadık bile.

Hala daha da rotamızı net olarak tayin edebilmiş değiliz.

Bu nedenledir ki geçen 10 yıllık sürede Türkiye’nin bize sunduğu olanakları da değerlendiremedik.

Değişen dış yardım mekanizması bu tespiti yapmamızı kolaylaştırıyor.

Reformları Destekleme Ödeneğinden sadece bir kez o da 2015 yılında yararlanabilmişiz.

2013-2015 programı ile yürürlüğe giren ve 2016-2018 dönemindeki otuz reform eylemi için tek tek yüzdelikler de belirlenerek somutlaştırılan bu uygulamadan neredeyse hiç fayda sağlayamamışsak bunun siyasi sebeplerini tartışmamız gerekiyor.

Örneğin 2014 yılında başlayan ve 2015 yılının sonlarında doruğa tırmanan yeni su sistemi tartışmamızı henüz temize havale edebilmiş değiliz.

Geminin rotası bu nedenle henüz belli değil.

İkircikli bir politikadan medet umar vaziyetteyiz.

Bir devlet bu şekilde kendi kendini kandırarak yönetilemez.

Özel finansmanı da devreye sokup ihtiyaç duyulan yatırımları hızlıca hayata geçirmek gibi bir siyasi niyetimiz olup olmadığı henüz net değil.

Ve aslında her alanda aynı sıkıntı ile karşı karşıyayız.

Hâlbuki bu konu yıllardır tıpkı Kıbrıs sorunu gibi siyasi süreçleri belirleyen sıcak bir konu olarak güncelliğini koruyor.

Türkiye ile imzalanan 2010-2012 programının temel hedefi;

“Kamunun ekonomi içerisindeki payının azaltılarak, sürdürülebilir bir büyümeyi teminen özel sektöre dayalı, rekabet gücü yüksek bir ekonomik ortamın yaratılması” idi.

2013-2015 programında dedik ki;

“Kamu sektörünün çeşitli alanlarda özel sektör ile rekabet eder durumu ortadan kaldırılarak, devletin düzenleme, denetim ve gözetim fonksiyonları yaygınlaştırılmak suretiyle, iki sektörün birbirini tamamlayıcı rol üstlenmesi sağlanacaktır”.

2016-2018 programında ise geminin rotasını tayin ederken kamunun ekonomi üzerinde oluşturduğu yükü işaret etmiştik:

“(…) yüksek kamu harcamaları ve bunun neden olduğu borç yükü nedeniyle ekonomiye yük oluşturmakta ve özel sektörün gelişmesini fiili olarak kısıtlamaktadır”.

Dün “İşte Ekonomik Protokol’ün muhtemel taslağı” başlığıyla bir haber yayınlandı ermeydanitv.com sitesinde.

Eğer gerçekten Sayın Fuat Oktay’ın ifade ettiği üzere, “kendi ayakları üzerinde dimdik durabilen ve üreten bir Kıbrıs” öngörülüyorsa, iki devletin kafa kafaya vererek öncelikle geminin rotasına ilişkin net bir pozisyon belirlemeleri gerekiyor.

KKTC tarafının;

Kamu sektörünü küçültme, kamunun özel sektörle rekabet eder durumunu ortadan kaldırma ve iki sektörün rakip olmayacağı ve birbirlerini tamamlayacağı bir yapı öngördüğünü siyaseten deklere etmesinde büyük yarar var.

Geminin rotasını bilmeden elektrik alanında öngörülen düzenlemeleri yorumlamak ya da yatırım ihtiyacının nasıl karşılanacağına ilişkin tartışmalara girişmek son derece anlamsız…

Zira lobilerle mücadele bireylerin değil öncelikle devletin ve pek tabi ki devleti yönetenlerin vazifesidir.

Diğer yandan Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinin de cevaplandırması gereken sualler vardır.

Bu suallerden en önemlisi kamu-özel işbirliği modeli ile yapılacak olası yatırımlara Türkiye Cumhuriyeti’nin kamu garantisi sağlayıp sağlamayacağıdır.

En son imzalanan İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşmasında Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti;

“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Program amaçları doğrultusunda belirlenecek alanlarda yapılacak yatırımlara, Türkiye Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu Kararı ile tespit edilecek esas ve usuller çerçevesinde, Türkiye Kalkınma Bankası veya diğer bankalar aracılığıyla kredi kullandırılmasını sağlamayı” taahhüt etmişti.

Türkiye’nin bu taahhüdü bana göre geminin belirlenen rotada ilerlemesini mümkün kılacak zemini teşkil ediyordu.

Yaşanan kur krizinin ardından Türkiye kamu garantisi ile yürütülen kamu-özel yatırımlarını geçici olarak durdurmuşken KKTC ile imzalanacak anlaşmada böylesi bir maddeye yer verilebilecek mi?

Eğer verilemeyecekse KKTC’nin kamu-özel yatırımları için finansman koşullarını oluşturamayacağı bilinmelidir.

İki devlet öncelikle geminin rotası konusunda kafaların netleşmesini sağlamak durumundadır.

Ancak bu koşulla basına sızan taslak programın içeriği veyahut da bir yıllık mı yoksa üç yıllık mı olacağı ile ilgili sağlıklı değerlendirmeler yapmak mümkün olabilir.

Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın açıklaması kulağa hoş geliyor.

Sadece Türkiye’nin yardımları ile ayakta kalan bir Kıbrıs değil kendi ayakları üzerinde dimdik durabilen ve üreten bir Kıbrıs istiyoruz.

Bunun için KKTC tarafı kamuculuk hastalığını yenmek üzere siyasi taahhütte bulunmalı, Türkiye tarafı da kamu-özel yatırımlarımızı destekleyebileceğine dair somut bir işaret vermelidir.

Zira rotası belli olmayan gemiye hiçbir rüzgâr yardım edemez.

Cari harcamalarımızı da borçla gerçekleştiriyorsak zaten deniz bitti, gemi karaya vurdu demektir.

“Eğri gemi doğru sefer” dönemi kapandı…

Bu habere tepkiniz:
TAGS:
MANŞETLER

HK Birikim Özgür

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.