Sağlıklı diyalog istiyoruz

ads
ads
22/04/2020

ads

Birikim Özgür Birikim Özgür


Cumhurbaşkanlığı makamının yaşadığımız kriz sürecindeki rolüne ilişkin çözülemeyen, tam olarak oturmayan bir şeyler var.

Bizde Cumhurbaşkanları daha ziyade Kıbrıs sorunu ile ilgilenir.

Kıbrıs sorununa ilişkin politikaları Türkiye ile birlikte belirler ve yürütür.

Sayın Denktaş, Sayın Talat ve Sayın Eroğlu dönemlerinde bu böyleydi.

Sayın Akıncı döneminde de müzakereler bir biçimde birlikte yürütüldü.

Ancak uyum konusunda zaman zaman sıkıntılar yaşandı.

Sayın Akıncı’nın seçildiği gece yaptığı konuşmaya Türkiye tepki gösterdi.

“Yüzde yüz haklı olduğun konularda bile beni ilgilendiren bir şey diyeceksen sokakta değil benimle konuş” mesajını veriyordu Türkiye.

Akabinde kendisine uçak tahsis edildi ve Ankara’da en üst düzeyde ağırlandı.

“Sokakta değil benimle konuşursan başımın üstünde yerin var” demeye getiriyordu.

Crans Montana Zirvesine kadar gelgitler yaşansa da iletişim kanalları hep açık oldu.

Zirvenin ardından köprüler atıldı çünkü Türkiye’ye göre bu zirvede olup bitenlerden sonra düğümü çözebilmek için ipi biraz gevşetip sallamak gerekiyordu.

Türkiye’nin yapmaya çalıştığı diplomatik atağı “federasyoncular” da “federasyon karşıtları” da sadece kendi pencerelerinden yorumladı.

Nitekim Sayın Akıncı “ben bu oyunda yokum” mesajı vererek işi sokağa taşıdı.

İlişkiler gerildikçe gerildi ve gerek Sayın Akıncı’nın kendini Türkiye’deki iktidara karşı konumlandırarak Türkiye’nin iç ve dış meseleleriyle ilgili yaptığı konuşmalar gerekse Türkiye yetkililerinin Kıbrıslı Türkleri rencide etmek pahasına KKTC Cumhurbaşkanı ile ilgili çok ağır açıklamaları peşi sıra gelmeye başladı.

Dün akşam Haber Kıbrıs yayınında Mete Tümerkan bu sağlıksız ortamı sorgulamaya çalıştı.

Cumhurbaşkanına kafalardaki soru işaretlerini gidermesi için zemin yaratmayı denedi.

Ne var ki Kıbrıslı Türkler açısından hayati denilebilecek bu konudaki sorularını bazı seyirciler Sayın Akıncı’ya “saldırı” gibi yorumladı.

Sosyal medya yayıncılığı izleyicilere yeni birtakım etkileşim imkânları sunuyor.

Sayın Akıncı’yı “sevenler” Mete Tümerkan’a bu imkânı kullanarak çok ağır saldırılarda bulundu.

Demokrasilerde dördüncü güç olan medya organize bir şekilde baskı altına alınmaya çalışıldı.

Üstelik bunu yapanlar arasında örneğin Afrika gazetesinin ifade özgürlüğünü dilinden düşürmeyenler de vardı.

Onlara göre; Türkiye ötekidir, her kim ki Türkiye ile ilişkileri konuşur o da ötekidir ve katli vaciptir. Bu uğurda yurtseverlik, demokrasi, ifade özgürlüğü gibi değerler bazen sahiplenilmesi bazen de göz ardı edilmesi gereken değerlerdir.

Ancak bu çelişkili durum gerçekten bu değerleri özümsemiş toplum kesimlerini ciddi şekilde rahatsız ediyor.

Hakareti el üstünde tutarak değil, fikirlerine katılmasak da “soru sormuyorsan gazeteci değilsin” bilinciyle işini yapmaya çalışan gazetecilere saygıda kusur etmeyerek demokrasi ve ifade özgürlüğüne sahip çıkabiliriz ancak.

“Sevenlerinin” aksine Sayın Cumhurbaşkanının yapıcı ve hoşgörülü tutumu takdire şayandı.

Tüm siyasilere ve siyaseti her yol mubah mantığıyla muharebeye dönüştürenlere kesinlikle örnek olmalı…

Sayın Cumh         urbaşkanı Mete Tümerkan’ın ısrarla sormaya çalıştığı soruya içtenlikli bir yanıt verdi:

“Biz Türkiye ile sağlıklı diyalog istiyoruz. Sorun da bundan kaynaklanıyor”…

Bu yanıt Türkiye’nin sağlıklı bir ilişkiden ziyade bir ast-üst ilişkisini tercih ettiği mesajını içeriyor.

“Bu dar alana hapsolmadığım için Türkiye beni saymıyor” denilmiş oluyor.

Birkaç gün önce sosyal medyadan Sayın Cumhurbaşkanına “Türkiye ile bu krizde kaç kez konuştunuz?” diye sorup “istifa da bir erdemdir” hatırlatması yapmıştım.

Sayın Akıncı’ya sorduğum soruyu ve yaptığım hatırlatmayı beğenenler arasında “ast-üst ilişkisine” itiraz etmeyecek insanlar da olabilir ama sapla samanı karıştırmamamız gerekiyor:

Biz de Sayın Cumhurbaşkanı gibi Türkiye ile sağlıklı ilişkilerden yanayız.

Sayın Cumhurbaşkanı biz ne yaparsak yapalım Türkiye’nin “kendiliğinden” Kıbrıslı Türklere bu krizde destek vereceği şeklinde bir düşünceye sahip.

Ömer Çelik’in “Türkiye KKTC’nin tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecek güçtedir” açıklamasını da bununla ilişkilendiriyor.

“Hükümetle konuşup ne yardım yapacaklarsa yapsınlar, ben de bu sorularla muhatap olmayayım” der gibi bir yaklaşımı var.

Türkiye bize geçmişte yardım yapmışsa veya gelecekte yardım yapacaksa, bunun zemini Kıbrıs sorunundaki ortaklıktan başka bir şey değildir.

Kıbrıs sorununda ortak hareket etme zorunluluğundan kaynaklanan işbirliği zemininde Kıbrıslı Türk liderin Türkiye ile ilişkileri çekip-çevirme gibi bir misyonu olduğu göz ardı edilmemeli.

Bu süreçte Türkiye ile ortak aklı ve ortak duruşu geliştirmeden dünyanın en iyi ekonomik paketini dahi hazırlasak hiçbir işe yaramayabileceğinin bilinciyle hareket etmemiz gerekiyor.

Sayın Cumhurbaşkanının son bir yıldır bilinçli bir şekilde kendini Türkiye’deki iktidar karşısında konumlandırarak seçim çalışması yürüttüğü veya Kıbrıs sorununda Türkiye ile işbirliği zeminini zedeleyebilecek emrivakiler yaptığı şekildeki iddialar belki de yanlış anlaşılmadır ve sağlıklı iletişimle çözülebilecek konulardır.

Sağlıklı iletişim ortamında ekonomik krizle mücadele için toplumun önünü açma görevi ise Sayın Cumhurbaşkanınındır.

22/04/2020 20:11
ad

Bu habere tepkiniz:
TAGS: Sağlıklı diyalog istiyoruz, birikim özgür,
MANŞETLER

HK Birikim Özgür

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.