Kürkçü dükkanının da faşistleri
11/12/2023
Rasıh Reşat
ısa bir Brüksel ziyaretinin ardından yine kısa bir de Londra turu yapıp kürkçü dükkanına döndük.
Brüksel’deki Demokrasi yoğunluğu ve AB yurttaşlarının daha insanca yaşaması ve Avrupa Birliği fikrinin canlı kalması için gösterilen çabaları hissetmek iyi geldi. Ama sorun yok mu? Çok.
Evet Kıbrıslı Rum arkadaşların bir kısmı ‘Siz bizden daha az Avrupalısınız o yüzden biraz ötede durun’ şeklinde tarif edebileceğimiz bir tavır gösterdiler ama faşist her yerde faşist olduğu için takmıyoruz. Ama sanrım takmak lazım. Faşizmi affetmemek, hoş görmemek lazım diyor aklımın bir yanı.
Komik olan bu tiplerin sahte ‘ELAM geliyor’ endişesi. İçimden gülmek geldi ama gülmedim.
ELAMsever sanmasınlar diye.
Bir dönem AB’nin Kıbrıs Temsilcisi görevinde bulunan ve Kıbrıslı Türklerle gerçekten yakından ilgilenen son Avrupalı diplomat olan Andrulla Kaminara’dan duymuştum, ‘Unity in Diversity’ sözünü. Türkçe Meali, Çeşitlilik İçinde Birlik, ya da Farklılıkların Birliği. AB’nin mottosu. Kaminara, Kıbrıslı Türkler kendilerini dışlanmış hissetmesin diye olağan üstü çaba harcadığını görüyordum her bir araya geldiğimizde. İki toplumlu etkinliklerde sadece İngilizce konuşur, Rum gazeteci dostları bir kenara çekip, bakışlarımız arasında saatlerce Elence konuşmazdı mesela.
Ondan sonra ya görmedik, ya da gördüklerimiz dışlanmış hissetmemize neden oldu.
Avrupa Birliği bunu faşizmi teorik olarak çözmüş gibi görünse de aslında pratikte, kafalardaki faşist düşüncelerin imha edemediği ve edemeyeceği için pratikte sıkıntı çıkıyor anladığım.
Yükselen aşırı sağın Hollanda sonrası yaşadığı derin ve karanlık dehlizlerden hangi ülkede yer yüzüne çıkacağını Avrupa Birliği kestirmekte zorlanıyor. Ama çıkacağını da biliyor.
Ama en tehlikeli olan ne biliyor musunuz? Bu federalist Avrupa Birliği ideası içerisinde aşırı sağın yükseldiği endişesini taşıdığını söyleyen bazı kesimlerin aslında aşırı sağın bütün karakteristik özelliklerini taşıyor olmalarıdır.
Bazılarını zaman zaman yakından izleme fırsatı bulduğumuz bu gizli faşistlerin eline Avrupa Birliği üyeliği gücünü diğerlerini ezmek için verildiğini sanmasını da bu kafa yapılarına göre son derece normal bulduğumu da eklemek isterim.
Neyse kürkçü dükkanına borumuzun daha çok öttüğü çöplüğümüze geri döndük ya, rahatladığımızı sanıyoruz. Brüksel’de bize hissettirilen dışlanmışlıktan kurtulduk belki ama burada da farklı bir tür faşizm var ki doktora tezi yapıp dünya siyaset bilimcilerini bunalıma sokmak lazım.
Burada da yetersizlerin ve liyakatsizlerin faşizmi var.
‘Bilmiyorum ama hasbelkader birileri beni buraya oturtmuş. O nedenle dilediğim kararı verir, beni sorgulayacaklara da istediğim eziyeti yaparım’ diyerek sorun çıkarmaktan ve kendi ürettiği sorunların nasıl çözülmeyeceğini güzel güzel anlatmaktan başka bir işe yaramayan bir bürokrasi var mesela.
Yanmayan ışıkları, karanlık yollarda trafiğe kurban edilen hayatlar mesela.
Kürkçü dükkanda bunları eleştirmek, bunlarla ilgili söz söylemek sizi faşizmin pençelerine hedef yapmaz mı?
Anlayacağınız, ya da benim anladığım, Kıbrıslı Türkler’in AB yurttaşlığını hadlerini bilmek kaydıyla kullanabilecekleri bireysel bir lütuf olarak gören Kıbrıslı Rum faşistlerle, yetersizliklerini örtmek için ellerindeki aygıtları kullanan bu eksikliği işaret edenleri baskılamak için kullanan Kıbrıslı Türk faşistler aynı.
- Evet sevgili Cenk, yine bir veda....
- CTP yankı odasından çıkıyor sanki
- Bir türlü Yeniden Dövüş Partisi olmuyor
- Bugün başka yürüyüşüm var Serhat’ım
- Şenkul, tabela, Kızılyürek ve Dilan Polat
- Yolsuzluk algımız yüksek ama eksik
- AAA Plaka yakın gibi duruyor
- Böyle savaş mı olur kardeşim?
- Müsaadenizle...
- Diplomagate sonrası akademik gaza gelme duygusu
- TÜM YAZILARI için tıklayınız














































































































































